image
Yüksel EKİCİ

Tarih : 9.8.2019 1  E-Mail : facebook.com/Yüksel Ekici


POLYANNA DAĞDA!..

Büyükşehir Belediyesi durup dururken "Basın Çalıştayı" yapacağım dediğinde işkillenmiştim zaten.

Bu nedenle kalkıp gideyim "başımıza ne çoraplar örecekler" yerinde göreyim dedim.

Demez olaymışım.

Önce sıraya dizip "hatıra" dümeniyle resim çektiler bir güzel.

Fişlenir, mişleriniz korkusuyla ben çektirmedim şahsen.

İyi ki de öyle yapmışım.

Sıkıya gelirsem inkar eder "ben yoktum, hani nerde resmim" der çıkarım işin içinden diye düşünmedim değil.

Sonra bölük bölük böldüler masalara yerleştirdiler.

Başlarımıza da kızlı oğlanlı iki görevli diktiler.

Masamız dört köşe; şansıma da köşe bana denk geldi.

Arkadan gören bendenizi üç ayaklı sanabilir diye huzursuz oldum önce, ama sonra koyverdim, kaderime razı oldum gitti.

Sonra perde açıldı, oyun başladı.

Ancak sahne olarak kullanılan bölümü göremiyorum.

Tam önümüze dört adet kamera kurmuşlar ki Çin Seddi gibi.

Kameramanların üçü kirli sakallı, biri sakalsız.

Arkalarına da kameralardan sorumlu gibi poz veren bir sakallı daha koymuşlar ki; beş kişilik blokla karşı karşıyayım.

Yalnız soldan ikinci kameramanın durumu iyi değildi.

Zayıf, sıska ve kısa boylu.

Patronu maaşını düzenli vermiyormuş gibi geldi bana.

Neyse;

Peşrev faslına damardan girdiler.

Rahmetli olmuş ne kadar basın şehidimiz, duayenimiz varsa görüntülü ve sesli olarak hatırlatıp içimizi titrettiler, hissiyatımıza tavan yaptırdılar.

Sonra sıra geldi ev sahibinin alayımıza saydırması bölümüne.

Alayımıza diyorsam sebebi var;

Konuşmanın giriş bölümünü kısa da olsa gururumuzu okşayan cümlelerden kurmuşlar ki; havaya girelim, yayılalım, gevşeyelim.

Orta bölüme gelirken şahsen içimi bir huzursuzluk kapladı.

Tonlama ile beraber kurulan kelimeler sertleştikçe sertleşti, hava kurşun gibi ağırlaştı ve üzerimize çökmeye başladı.

Herkes birbirine bakıyor çaktırmadan; "Kimi kastediyor" bakışları bunlar.

Benim gözlerde tavanı incelemeye başladı kendiliğinden.

Göremediğime sevindim bile.

Gaddar konuşmacı son darbeleri vururken tansiyonum yükselmiş olsa gerek, kulaklarım uğulduyordu.

Sigara molasına kaçtığımda o hümanist ruhlu, ince duygulu, nazik, entelektüel, doğal empati uzmanı

ev sahibinin cümleleri de benle beraber kaçmıştı açık havaya.

Özetliyorum;

"Kalemini satanlarla işim yok. Egoları ile, bunalımları ile, depresyonlarıyla, kompleksleri ile kalemini kılıç gibi kullanıp, ne söylediğini bilmeyen insafsızlarla, vicdansızlarla işim yok. Allah onları islah etsin."

Aynen böyle dümdüz söyledi ev sahibi misafir ettiği gazetecilerin yüzüne karşı.

Sanki o tipler bizim ortağımız.

Sanki o tipleri besleyip büyütenler biziz.

"Sopayı gösterdi" diyen var.

"Parmaktı o sallanan" diyen var.

"İyi ayar çekti" diyen var.

"Haklı" diyen var.

Cemiyet başkanı dahil üstüne alınan kimseyi görmedim şahsen.

Hani; Polyanna'yı dağa kaldırmışlar.

"Dağ havası iyi geldi" demiş dudaklarını büzerek.

İşte gazeteci diye oraya çağrılan kıymetli hazirunun yüz ifadesini böyle gözlemledi özüm.

Üzerine alınmayan zevata lafım yok.

Ben şahsen üzerime alınıyorum.

O söylenen laflar normal bir akıldan çıkmaz; değil ki bir belediye başkanından çıksın.

Sadece hakaret etme hezeyanı ile söylenmiş o lafları şahsım ve gerçek gazeteciler adına kınıyorum.

Ve ilave ediyorum;

O saydığınız kelimeleri hak edecek tutum, davranış, teklif ve tehditlerini gördüğünüz basın mensuplarını hepimizin bilmesi gerekir.

Koca bir camiayı töhmet altında bırakacak cesareti bulduğunuz gibi o isimleri, basın organları ile beraber açıklayacak cesareti  ve sorumluluğu da göstermenizi bekliyorum.

Bu arada Nisan ayından bu yana basın kuruluşlarına kaç para harcadığınızı da kalem kalem açıklama yüreğiniz var mı merak içerisindeyim.

Söz konusu açıklamaları yapmamanızın nedeni korunmuş, kollanmış "yandaş medya" ortaya çıkmasın diye olabilir mi acaba?.

Gazeteci sorar, eleştirir.

Eğer sopa göstererek eleştirilerin önünü kesme amacı ile o cümleleri kurmuş iseniz gerçek basın emekçileri ve şahsım adına sizi bir daha kınıyorum.

Gazeteciler Cemiyeti Başkanını ise kınamaya gerek duymuyorum.

O Polyanna mutluluğu kaybolmasın dudaklarından üzülürüm yoksa.

**

Sevdiğim Laflar:

"SAHİPSİZ SÜRÜYE KURT DALAR.."




 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
 
 
  YORUMLAR
 
 
  YORUM YAZIN
 
Adınız Soyadınız :

Yorumunuz          :

Güvenlik Kodu     : Güvenlik Kodu
Kod                        :

 




  HABERCİ GAZETESİ
 

  HABER ARAMA
 
  

  HABERCİ SPOR
 


  BİK İLANLAR
 


  SOSYAL MEDYA
 

  NÖBETÇİ ECZANELER
 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2019 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA