SİYASET EKONOMİ SAĞLIK EĞİTİM YAZARLAR SPOR
 
 
 
 
image
Mitat ÇELİK

Tarih : 10.6.2018  E-Mail : haberciniz33@gmail.com


Seçim Yazıları 2 “Siyaset günleri gelip yetmeden…”

Eski ve yeni Türkiye’nin karşılaştırıldığı bir seçim kampanyası yürütülüyor. Nedense konunun muhatapları pek utangaç, meseleye hakkını vererek yanaşmıyor.  

Eskinin sınırı neresi, yeni nerde başlıyor. Eğer böylesi bir tasnif yapacaksak miladımız, sonuçlarıyla dünyayı etkileyen 1923 yılı olmalı. Düyunu Umumiye, Reji İdaresi, Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı’nın yıkıntıları, işte bu felaket günlerinden sonra, yeni bir yaşam, yeni bir dirim yükseldi. 
Kısacık zamanda çokça şeyler yapıldı; bozkırların ortasında, bilim ve sanatla donanmış kentler yükseldi. Sanat kurumları, okullar, Öğretmenler, doktorlar, ressamlar, şairler, yazarlar, mühendisler, müzisyenler, yetişti; bilcümle insanlık, hayata bir kez daha Anadolu’dan seslendi. İki emperyalist kurum; “Düyunu Umumiye” Lozan ile birlikte, “Reji İdaresi” 1929 yılında kaldırıldı. Tam da burası Yeni Türkiye olmalı. 
Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni kadroları, devrimi savunmak için utangaç davranmadı. Davranmadı ama devrim de uzun sürmedi doğrusu. Dünya mirasına, uygarlığına, sırtını dönen eski zaman zihniyeti, habis bir ur gibi bir yolunu bularak yönetime yeniden hakim oldu. 60 yıldır yüzlerinde taşıdıkları Cumhuriyet maskesiyle toplumu yeni bir cehalete mahkum ettiler. Başta Köy Enstitüleri olmak üzere devrimin kazanımları ortadan kaldırıldı. Cumhuriyet namı hesabına yazılacak tüm kötülükleri sergilemekten geri durmadılar. İşte onlardan bahsederken yeni diye niteleyeceğimiz tek yanları, eskilikleriyle yeniden iktidara gelmiş olmalarıdır. 
Dolayısıyla halkın değişen koşullarda açığa çıkan yeni ihtiyaçları ihmal edildi. Boşalan kafatasları, boşalan tahıl ambarları, yoksulluk, hiç dertleri olmadı. Dertleri, ibadethanelerin altına nasıl dükkan yapmaktan öteye geçmedi. Eğitimin kalitesi her geçen gün aşağıya çekildi; nihayetinde diploması olsa bile muhakeme yeteneği olmayan nesiller yetiştirildi. Bunun gündelik yaşama yansıması yıkım oldu. 
Bir örnek: Saman ithal ediyoruz deniliyor. Çözüm çiftçinin desteklenmesiymiş. Bilimsel bir akılla donatılmamış köylünün eline milyon dolar verseniz dahi bir süre sonra yine saman ithal edersiniz. Bu akılla ilgili bir meseledir; aksi takdirde, Avusturalya’nın bitimsiz ovalarını yeşerten uygarlıkla mücadele etme şansınız zerre kadar yoktur. Mesele akılda, akılda, insanda (İkinci akıl vurgulu okunmalı.). Bilim ve köylüleri yan yana anmamı tuhaf karşılayanlar olacaktır. Anadolu insanı zekidir, şu kadar kısa Cumhuriyet tarihi gösterdi ki, büyük sanatçılar, mühendisler, öğretmenler ve doktorlar, bu köylerden çıktı.
İşte böylesi bir şansı biz, Köy Enstitüleri’ni hınçla, kinle boğan sersem ortaçağ artığı toprak ağalarına ve işbirlikçi hükümetlerine göz yummakla kaçırdık. Elbette bununla yetinilmedi, boş arazilerine (hiçbir zaman kurulmayacak) fabrika kursun diye milyarlarca dolar aktarıldı. Bu da kâfi gelmemiş ki, ekilmemiş tarlalarına tarım teşvikleri verildi. Bir de yol öğretildi bu hırsızlara, uğursuzlara; hayali ihracat. Seksenlerin gazetelerinde boy gösteren ağzı kulaklarında Tonton’un şürekâları, unutulur gibi değil. 
Tüm bunlar yurtdışından alınan dövizle yapılınca elbette borçlar ödenemez hale geldi. Böylece bacası tüten tüm KİT’ler satışa çıkarıldı ve satıldı. Rafineriler, limanlar, otoyollar, yeraltı ve yerüstü zenginlikleri, şeker fabrikaları, Tekel (tütün), hepsi yok pahasına elden çıkarıldı. Bu durum, başka biçimde bir Düyunu Umumiye değil mi? Tekel İşletmeleri’nin satılması, yeni Reji İdaresi değil mi?  Böylece, Yeni Osmanlılar, sömürge kurumlarını da beraberinde getirdiler.  Şimdilerde elimizde vatan topraklarından başka bir şeyimiz kalmadı. Onu da satarlar mı? Osmanlı’da örnekleri var mı ona bakmak lazım.
Genç Seçmen Kardeşim, sizlere, kardeş kardeşi nasıl kırdırdıklarından bahsetmedim. Aynı fabrika veya tarlada omuz omuza çalıştığın komşunla seni nasıl mezhepsel ayrılıklara düşürdüklerinden de söz etmedim. Ama bunca uğursuzluğu, birbirimize düşürmeden yapamazlardı, işte bunu hiç unutma. Sana düşman olarak gösterdikleri et ve tırnak gibi bir parçan olan aynı isimle çağrıldığın kardeşindir. Birlikte askere gittiğin, aynı ezgilerle efkarlandığın.  
Politikacıların boş ekonomik vaatlerine değil,  daha özde duran değerlerimize sahip çık.  Cumhuriyet’in kazanımlarını ortadan kaldırmak isteyenlere değil,  daha demokratik bir cumhuriyet için mücadele edenlere yüzünü dön. Madenlerimizi ve KİT’lerimizi koruyamadık; her biri Cumhuriyet’in paha biçilmez hazinesi olan, Devlet Tiyatroları’nı, Devlet Opera ve Balesi’ni, Devlet Senfoni Orkestraları’nı, Konservatuvarları, Boğaziçi, ODTÜ, Hacettepe gibi üniversitelerimizi, bir mevzi gibi koru. Bunlar, gelecekte yoksul halkımızı gönendirecek olandır.  
Genç Seçmen Kardeşim, köhneye sırtını dön.  
Sen sadece bir oy değilsin; BÜYÜK İNSANLIĞIN DEĞERLİ BİR FERDİSİN!.. Millet için geliyoruz, diyenlere kulak ver…




 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
 
 
  YORUMLAR
 
 
  YORUM YAZIN
 
Adınız Soyadınız :

Yorumunuz          :

Güvenlik Kodu     : Güvenlik Kodu
Kod                        :

 




  HABERCİ GAZETESİ
 


  HABER ARAMA
 
  

  HABERCİ SPOR
 


  BİK İLANLAR
 


  SOSYAL MEDYA
 

 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz..!
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2019 Tüm hakları saklıdır..! İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz..!

URA MEDYA