SİYASET EKONOMİ SAĞLIK EĞİTİM YAZARLAR SPOR
 
 
 
 
image
Aysun Koç AYDOĞAN

Tarih : 30.5.2018  E-Mail : kocaysun@hotmail.com


Ah Mersin, gözüm bir yerden ısırıyor!

Mersin: her şeyin talihsizi demek istiyorum müsaadenizle… Akdeniz’de doğudan batıya uzanan geniş bağrı olan, gerdanına Akdeniz’in incisi Kızkalesi’ni takmış, yüksek dağların eteğinde serilmiş saçlarıyla boylu boyunca uzanmış güzel ve talihsiz bir kadın kent benim gözümde. “Kentin cinsiyeti mi olur?” demeyin. Benim hayal dünyamda var. Çünkü benim için Mersin’in ışıl ışıl saçları, güzel yeşil gözleri, mis gibi bir kokusu, meyvelerden, çiçeklerden, ağaçlardan süsleri var. Fakat güzelliğinin, bereketinin kıymetini bilmeyenlerin gelip geçtiği; her geçenin onu git gide yok ettiği bir de kör talihi var. Yazının başındaki ‘herşey’ kelimesi de buradan geliyor. Kenti, kent hayatını yönetenlerin “yine olmadı, bir türlü tutmadı” diye diye Mersin’i ille de ‘birşey kenti’ yapmaya çalışmasından geliyor bu ‘herşey’…

İlkokul çağlarımda Mersin için “liman kenti, dünyanın en önemli ticaret merkezlerinden biri olacak” sözlerini duyduğumu, “Türkiye’nin Dubai’si olacak” fısıltılarının yayıldığı zamanları hatırlıyorum. Hatırlıyorum dediğim küçüktüm, aklım bu kadarına eriyordu, hatırımda Dubai kalmış. Belki de Dubai değil başka bir şehirdir ne bileyim Singapur, Hong Kong falan da olabilir. Ama ‘birşey şehri’ işte… O koca 52 katlının yapıldığı yıllar. Hayatımda gördüğüm en büyük binaydı; elbette pek çok kişi için de öyle. Mersin’e 52 katlı yapıldığında İstanbul’da henüz gökdelenler yoktu. O kadar merkezdi yani yapanların gözünde; o kadar iddialı. Henüz Mersin’e uçakla gelmenin cep yaktığı yıllardı. Hatta parası olup uçağa binebilenler Adana’ya uçakla gelir, sanırım özel bir arabayla ya da konuksever bir akrabanın havalimanından almasıyla kente ulaşırdı. Onun dışındakiler, Adana’dan Mersin’e otobüs ya da trenle şehirlerarası yolculuk yaparak ulaşırdı. Ben o yıllarda hiç uçakla gelmedim. İçinde sigara içmenin serbest olduğu şehirlerarası otobüslerle, minicik Otogar’a geldim. Otogar yeterli bir kelimeydi bu hasretleri, kavuşmaları, ayrılıkları anlatmaya. Bu nedenle benim için bir özel isimdir Otogar, bir semttir. Kavuşmanın da ayrılmanın da kucaklaşmasının sıcacık olduğu Otogar. Şimdilerde kentin dışında. Bir işletme olarak MEŞOT. Adı sanı, ulaşımı oldukça zor. Eski Otogar’da ise 3 kez el sallanmadan otobüs yola çıkmazdı. Tam ayrıldık derken sevdiklerinizi bir kez daha karşınıza çıkaran dolambaçlı, eğlenceli bir kaldırımlar silsilesi vardı Otogar’ın etrafında. Artık ne olacağını bilmediğimiz bir arazi olarak kaldı. Kim bilir ne merkezi olacak? Hangi iddialı cümlelerle kapanmıştı diye düşünmeden edemiyorum. Hep böyle iddialı olmak zorunda çünkü Mersin’deki işler.

Mersin’e gelip gitme sıklığım arttıkça “kültür sanat kenti”  söylentisinin yayılmaya başladığını duydum. Ne de olsa uluslararası festivali vardı. Sadece ticaretin değil uluslararası kültür ve sanatın da merkezi olacaktı. Çünkü Mersin’de yapılan işlerin Mersin’i ‘birşeyin merkezi’ yapması gerekiyordu. Mersin kendi başına yeterli bir şehir değildi gündeme taşınmak için… 

Kültürhane’de, bir kent haber duvarı yapıyoruz yaklaşık 7 aydır. Pano değil duvar, çünkü 1 haftalık haberler panoya sığmayacak kadar çok Mersin’de. Bu güzelim duvara kentte yaşadığı hayattan haber almak isteyenler için yerel basından derlediğimiz haberleri asıyoruz. Hem kafenin gündem duvarına, hem de Kültürhane’nin tuvaletlerindeki panolara. Kendi kendimize kaldığımız nadide yerlerde de düşünelim diye, kenti okumayan, duymayan, düşünmeyen kalmasın diye…
Bu 7 ay içinde Mersin hakkında çıkan kaç tane ‘birşey merkezi’ haberi okuduğumu hatırlamıyorum. Ama kabaca aklımda kalanlar oldu, zihnimin gerçekle hayal arasında bir yerde hatırladığı bu haberleri bulanık bir kaç cümle tekrar ediyorum içimden: 
“Aynı anda denize girilip kayak da yapıldığı için Mersin kayağın da merkezi olabilirdi. Mersin’e yolu düşen bir profesörün de söylediğine göre Mersin bir peynir festivalini hak ediyordu. Jeotermal araştırmaların sonuçlarına göre Mersin yaz turizminde beklediği sonuca ulaşamadığından Termal turizm merkezinde umudunu arayabilirdi. Hatta sık sık Mersin’e oy için uğrayan siyasetçilere göre Uluslararası Havalimanı olunca kimse Mersin’in önünde duramazdı. Bir de bir de Mersin narenciyenin kalbiydi. Yetkililer, uluslararası kongreleri ağırlayıp Mersin’in bu konuda dünyanın merkezi olduğunu herkese anlatacaklardı. Aa o da ne! Kent merkezinin dışında yaşayan mahalle sakinleri belediye çukurlarına düşüp, üstü açık kanallar nedeniyle canı burnunda yaşarken, Mersin “Engelsiz ve Erişilebilir kent” olarak boy gösteriyordu. Yöneticiler Tour of Mersin Uluslararası Bisiklet Turu aracılığıyla Mersin’i tanıtırken biz masum şehirliler saatlerce trafikte kalıyor; Akdeniz Olimpiyatları’ndan kalma olimpik tesislerimizle bir zamanlar “Spor Kenti Mersin” olmanın geçmiş sevinci ile idare ediyorduk.”
Sahi güzel Mersin sen kim oluyordun? Anlata anlata bitmiyorken güzelliğin, tarihin ama en çok da talihsizliğin… İncili gerdanın yaşlanmış, parlayan saçların solmuş, renkli gözlerin griye mi dönmüş sanki? Pardon Mersin, gözüm bir yerden ısırıyor, hatırlayacağım, az kaldı…




 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
 
 
  YORUMLAR
 
 
  YORUM YAZIN
 
Adınız Soyadınız :

Yorumunuz          :

Güvenlik Kodu     : Güvenlik Kodu
Kod                        :

 




  HABERCİ GAZETESİ
 


  HABER ARAMA
 
  

  HABERCİ SPOR
 


  BİK İLANLAR
 


  SOSYAL MEDYA
 

 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz..!
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2019 Tüm hakları saklıdır..! İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz..!

URA MEDYA