SİYASET EKONOMİ SAĞLIK EĞİTİM YAZARLAR ÇEVRE SPOR
 
 
 
 

BU SESE KULAK VERİN!


Mersin Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nin 13 yıl kurucu dekanlığını yapan ve kente dair önemli çalışmalara imza atan Prof. Dr. Tamer Gök, dünyada ve ülkemizde şehircilik ile Mersin’deki uygulamaları gazetemize değerlendirdi.





Prof. Dr. Tamer Gök: 

OY UĞRUNA KÖTÜ ŞEHİRCİLİĞE GÖZ YUMULDU!
BELEDİYE BAŞKANLARI ‘BURAYA BUNU ŞURAYA ŞUNU YAPIN’ DEMEMELİ, ŞEHİR PLANCILARINA DANIŞMALI
MERSİN’İN ÖNCELİKLE ULAŞIM MASTER PLANI’NA İHTİYACI VAR
METRO VEYA MONORAY İSTENİRSE YAPILABİLİR
OTOPARK PARALARI NE OLDU?
MARİNA’NIN RUHSATI VAR MI?
1/100 BİN ÖLÇEKLİ PLANA DAİR BİLGİ YOK
KAMUNUN KENTSEL DÖNÜŞÜMÜ MÜTEAHHİTLER İÇİN KARLI BİR SİSTEME DÖNÜŞTÜRMESİ YANLIŞ
KUSURA BAKMAYIN AMA TEVFİK SIRRI GÜR STADYUMU’NUN YERİNE AVM YAPMAYA HAKKINIZ YOK
YÖNETİCİLER TOPLUM İLE BİRLİKTE HAREKET ETMELİ

HEDİYE EROĞLU

 

AKADEMİK ŞEHİRCİLİKTE MERSİN BAŞARASI ODTÜ’DE ANLATILDI
SORU: Dünya Şehircilik Günü kapsamında ODTÜ’de gerçekleştirilen Şehircilik Kongresi’ne davet edildiğiniz ve bir sunum yaptınız. Öncelikle bu kongreden biraz bahseder misiniz?
T. GÖK: Şehir Plancıları Odası’nın her yıl organize ettiği kongreye bu yıl tahmin edilenin üzerinde bir katılım oldu. Her yıl belirli bir temanın işlendiği kongrenin bu yıl ki başlığı, ‘Şehircilik ve Eğitim’ oldu. 
Bende bu kongre Mersin Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir Plancılığı Bölümü’nü kurmamız ve elde ettiğimiz başarı ile ilgili bir sunum yaptım. 
50 yıl öncesine kadar şehir plancılığı, şehircilik, imar planlaması, mimarların bir yan dal uğraşı olarak görülüyordu. Ancak daha sonra bu alanın çok karışık ve uzmanlık isteyen bir dal olduğu ortaya çıktı ve yeni bir mesleki eğitimin ihtiyaç olduğu kanaatine varıldı. ODTÜ, ülkemizde şehir planlama eğitimi veren ilk üniversitedir. Ben de 1964’te ODTÜ’de şehir plancılığı eğitimi gören ilk meslek insanlarındanım. 
Mersin Üniversitesi’ne 1988 yılında rektör yardımcısı olarak geldiğimde aynı zamanda mimarlık fakültesini ve şehir plancılığı bölümünü kurmayı misyon olarak gördüm. O zaman Türkiye’de ODTÜ’nün dışında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde, İzmir ve Yıldız Teknik Üniversitesi olmak üzere 4 üniversitede şehir plancılığı bölümü vardı. Ve bizim çabalarımız ile 1999 yılında Mersin’de de bu bölüm kuruldu. Sonrasında ise bu sayılar arttı. 
Kurucu dekanlığım 13-14 yıl sürdü. 3 yıl önce yaş haddinden dolayı emekli oldum ama odam duruyor hala. Elimden geldiği kararıyla yardımcı olmaya çalışıyorum. Tecrübemi bilgimi paylaşıyorum.

“OY UĞRUNA KÖTÜ ŞEHİRCİLİĞE GÖZ YUMULDU!”
SORU: Şehircilik denilince ne anlamamız gerekiyor? Türkiye’de ki şehirciliği nasıl görüyorsunuz?
T. GÖK: Şehrin tanımı; tarım dışı faaliyetlerin yani ticaretin, sanayinin, üretiminin yoğun olarak yer aldığı ve tabi bunları yapan insanların oturduğu ikametgah yani konut alanları ile tüm bu faaliyetlerin gerçekleşmesi için gerekli yollar, altyapı ve üstyapılardır. 
Doğal nüfus artışı ve köyden kente göç nedeniyle son 50 yıl da şehirlerimizin nüfusu olağanüstü bir hızla arttı. Şehir yönetimleri, şehri idare etmekle görevli olan belediyeler ve il yönetimleri bu büyümeyi, hızlı artışı kontrol edemediler. Yani bizim planı önceden hazırlayıp, altyapıyı hazırlamamız gerekirken insanlar geldi gelişi güzel gecekondu diye adlandırdığımız ruhsatsız yapılar yaptılar. Şehir yönetimleri de bunlara hizmet götürmek için tedbir almak için uğraşır oldular. Eskiden beş kuruşa mal edebilecekleri altyapı bu şartlarda 50 kuruşa mal oldu. Bugün afetler yaşanıyor, çok yağmur yağdığı zaman seller oluyor, depremler canlara mal oluyor. Ama herkes birbirini suçluyor. Belediye, ‘siz dere yatağına ev yapmışsınız’ veya ‘biyolojik yönden inşaat yasağı olan yerlere mahalle kurulmuş’ diyor. Bu mahallenin kurulmasına göz yuman, onlara elektriği suyunu bağlayan kişiler kim? Bunlar da kamu görevlileri. Siyasi nedenlerle siyasi menfaat uğruna göz yumanlar; oy almak için bu usulsüzlüğe göz yumarak orada yaşayan insanların üzülmesine neden oldular. 

“PLANI YAŞAMIN ÖNÜNE KOYMAK GEREKİR”
SORU: Bu düzeni nasıl değiştirebiliriz? 
T. GÖK: Türkiye olarak şehir ve bölge planlamasında mimarlık alanında uzman, yetkin kadrolarımız var. Bu insanlar belediyelerde, vilayetlerde görev yapıyorlar. Bizim inandığımız bir felsefe vardır; Planı yaşamın önüne koymak gerekir. 
Yani önceden güzel, iyi, konforlu şehir mekânları yaratmayı planlamalıyız. Bugün Kuzey Mersin’de son 20 yılda bu büyük ölçüde başarıldı. Planlı alanlar oluşturuldu. Ancak şehir merkez ive kentin doğusu şehircilik anlamında kangren olmuş bir noktada.
Bir başka ihmal edilen konu da; bu şehrin büyüdüğü ve büyüyeceği araç sayısı bilinmesine rağmen altyapı tedbirlerinin alınmamasıdır. Bizim bugün en önemli sorunuz; ulaşım, taşımadır. Ana arteller açılmadı, toplu taşımaya önem verilmedi. 
Bu şehrin büyüdüğü, büyüyeceği ve araç sayısının artacağı bilindiği halde çalışma yapılmadı. Ancak son 5 yılda önemli gelişmeler kaydettik. Örneğin Tulumba Köprüsü yıkıldı, yerine bat-çık yapıldı ve yapılmaya devam 

“BELEDİYE BAŞKANLARI ‘BURAYA BUNU ŞURAYA ŞUNU YAPIN’ DEMEMELİ, ŞEHİR PLANCILARINA DANIŞMALI”
SORU: Kentin şehircilik alanında çok ciddi sorunları varken bizim nereden başlamamız gerekiyor?
T. GÖK: Ayağınız ağrıdığında kime gidersiniz, uzman doktora. İşte şehircilikte bir uzmanlık alanıdır. Belediye başkanlarının şehir plancılarına danışmak yerine ‘buraya bunu şuraya şunu yapın’ demesi, bunlara keyfi olarak karar vermesi ayağınız ağrırken, göz doktoruna gitmeniz ile aynı sonucu doğurur. 
Biz; Tulumba Köprüsü’nün yapımına da itiraz ettik ve yıkılana kadar da pek çok kazada canlar yitirildi. Ancak sorumlu ve yetkili kişiler cezalandırılmadı. 
Şuan yapılan bat-çık projeleri kenti rahatlatmıştır. Tabi zamanında yapılmayan şeylerin sonradan olumlu tarafları olduğu gibi olumsuz tarafları da oluyor. Hiçbir zaman yüzde yüz kesin çözüm değildir. 

“MERSİN’İN ÖNCELİKLE ULAŞIM MASTER PLANI’NA İHTİYACI VAR”
SORU: Mersin’de belli başlı yapılması gerekenler nelerdir? 
T. GÖK: Mersin’in öncelikle Ulaşım Master Planı’na ihtiyacı vardır. Bu plan 25 senedir konuşuluyor. Bunun mazereti olamaz. Kentin; geniş yollara, hızlı toplu taşıma imkânlarına kavuşması lazım. 

“METRO VEYA MONORAY İSTENİRSE YAPILABİLİR”
SORU: Metrobüs, metro veya monoray gibi raylı sistem taşımacılığına dair yıllardır vaat edilen projeler var ancak bunlar tir türlü hayat bulmuyor. Hayal mi kuruyoruz, bu proje gerçekleşemez mi? Ayrıca monoray model bize uygun mu?
T. GÖK: Kentin doğusu ile batısı arasında yapılacak böyle bir toplu taşıma gerçekçidir. Mersin şehri doğrusal bir gelişmedir. Yani doğu, batı yönünde gelişen bir şehirdir ve kıyıya paralel bir gelişme göstermiştir. Paralel ikinci ve üçüncü çevre yolları açılmış, hatta 4’üncüsü de açılmaktadır. Ancak bunların açılmasına rağmen toplu taşıma sıkıntısı aşılmamaktadır. Çünkü şehir doğrusal olarak gelişiyor, yani Erdemli’ye kadar aralıksız bir yerleşim alanı mevcut. Bir uçtan bir uca Tece’den şehrin merkezine gelmeniz neredeyse bir saati buluyor. İyi planlandığı takdirde metro veya benzeri bir model yapılabilir. Metro sistemi yâda her neyse bu konuda merkezi idarenin de destek olması gerekir. Bugün artık toplu taşımada metrolar sadece yerel yönetimlerin altından kalkabileceği projeler değildir. Ankara metrosunu hükümet devralmak zorunda kalmış ve Ulaştırma Bakanlığı tamamlamıştır. 
Öte yandan Mersin için gündeme gelen monoray projesinin araştırılması lazım. monorayın avantajı çok değildir. Yerin altına girmez yerin üstüne askıda modeldir. Bunun dünyada örnekleri vardır. İncelemek lazım nereye nasıl yapılacak görmek gerekiyor. Ayrıca proje sadece monoray ile bitmiyor bağlantıları ve aktarma istasyonları da önemlidir. 

OTOPARK PARALARI NE OLDU?
SORU: Bugün Mersin’in en büyük sorunlarından biri de otopark sorunudur. Mersin’de henüz bir katlı otoparka sahip değiliz. Nasıl çözülür bu sorun? 
T. GÖK: Biz bu sorunu çözmek istemiyoruz. Yıllardır önermemize rağmen Mersin’de hala bir katlı otopark yapılmadı. 
Oysa; İmar Kanunu ve Otopark Yönetmeliği’nde; her parselde araçlara park yeri ayrılma zorunluluğu vardır. Bu olmuyorsa şehir idaresi katlı otoparklar yapmalıdır. Ancak Mersin’de son 20 – 30 yılda otopark yeri ayırmayan inşaatlar, belediyeye otopark parası verdiler. Peki, belediye. bu paraları ne yaptı? Kaç tane katlı bölge otopark yapıldı? Birilerinin bu hesabı sorması lazım. 
Ayrıca bu sorunun çözümünde; herkesin araçla şehrin merkezine girmemesi için toplu taşıma projelerine ağırlık verilmesi de önemlidir. Bu anlamda artan belediye otobüs sayısı ve seferleri memnuniyet vericidir. Bu bir başlangıçtır ve yaygınlaştırılması ve sistemleştirilmesi gerekir. Ayrıca bu otobüslerin cazip hale getirilmesi, vatandaşın tercih etmesi sağlanmalıdır. 
Ayrıca Mersin bisiklet kullanımını da son derece uygun bir şehirdir. Bu da destelenmesi gereken ulaşım modellerindendir. 

MARİNA’NIN RUHSATI VAR MI?
SORU: Otopark sorunu öyle bir haldı ki, inanılmaz uygulamalara imza atılıyor. Son olarak Marina yönetimi otoparkını ücretli hale getirdi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? 
T. GÖK: Marina yönetiminin 10 liralık park ücreti alması etik bir uygulama değildir. Marina 10 yıldır eşletilen bir alan ama neden bugün ücret alıyor? Bu tür yatırımlar yapılırken, imar kanununda ve otopark kanununda hesapları yapılmıştır zaten. Her lokantanın, mağazanın müşteri sayısı ve buna bağlı olarak araç sayısı hesaplanır ve araç park yeri ayrılır. 
Ama zaten Marina yönetimi bu işletmenin projesini yaparken bu yöntemlere uymadı! 
Marina inşaatının belediyeden imar ruhsatı alabildiğini de sanmıyorum. Buna bir bakmak lazım. 

“1/100 BİN ÖLÇEKLİ PLANA DAİR BİLGİM YOK”
SORU: Mersin-Adana 1 /100 bin ölçekli Çevre Düzeni Planı, nükleer santral tartışmaları gölgesinde kabul edildi. Planın içeriği bilinmiyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? 
T. GÖK: Mersin Çevre Düzeni Planı ne yazık ki 15 yıldır hayata geçirilemedi. Sorumlu kuruluşların planı daha tartışılabilecek bir zeminde kente anlatması gerekiyordu. Bu halende yapılabilir. Nükleer olay önemli bir konu. Ama olay o da doğru parametreleriyle konuşulmuyor. Bir insanın fikrinin olabilmesi için bilgisinin olması lazım. Bilgiye dayanmayan fikir içi boş bir iddiadır. Ve hatta tehlikeli bir kanaattir. Bu nedenle 1/100 bin ölçekli Çevre Düzeni Planı’na dair çok fazla bilgim olmadığı için fikir vermek istemiyorum. 

“KAMUNUN KENTSEL DÖNÜŞÜMÜ MÜTEAHHİTLER İÇİN KARLI BİR SİSTEME DÖNÜŞTÜRMESİ YANLIŞ”
SORU: Mersin’in gözü kentsel dönüşümde ancak bir yandan da bu rantın eşit bölüşülüp, bölüşemeyeceği endişesi taşıyoruz. Siz nasıl görüyorsunuz? 
T. GÖK: Kentsel dönüşüm, şehir planlamanın çok önemli bir aracı ve yöntemidir. Türkiye’de son 15 yılda gündeme gelen kentsel dönüşüm, dünyada 60 – 70 yıldır gündemdedir. 
Burada en önemli konu geçmişteki hatalardan ders almaktır. Dönüyüm kamu, toplum yararına olmalıdır. Dönüştüğünüz biçimin, şeklin ne olacağını incelemek, tartmak lazım. 
Ancak ülkemizde kentsel dönüşüm uygulamasında şöyle bir yanlışlık yapılıyor; Kamu kentsel dönüşümü müteahhitler için karlı bir sisteme dönüştürüyor. Bir mahallede 150 konut var ise kentsel dönüyüm ile buraya kar amaçlı 500 konut yapılmasına izin veriliyor. Ancak 150 kişinin yaşayabileceği ya da araçlarını park edebileceği bir yere 500 konut yapılması ile yoğunluk artıyor ama altyapı aynı ölçüde desteklenmediği için istenmeyen sonuçlar doğuyor. 
500 konutun taşıdığı araç yükü, getirdiği pis su atığı veya çöp sistemi ya da elektrik ihtiyacı karşılanamıyor. Kanalizasyon tıkanıyor, seller oluyor ya da araçları park edecek yer bulunamıyor. Ayrıca şehrin karakteri bozuluyor ve bu durum insanların psikolojisini de olumsuz etkiliyor. Şehir insanla özdeşleşen bir fiziki yapıdır. Onun için Mersin’de belediye başkanlarından, yönetimlerinden ricam; bunun önünü ardını iyi düşünmeleridir. Yani Mersin dönüştüğünde nasıl bir şehir olacak? ‘Toplumun huzurlu ve sağlıklı bir şekilde yaşayabileceği bir kent parçası mı yaratıyoruz’ diye sormaları gerekir. Dönüşüm ile insanları nereye taşıyacağınız konusunda o insanlarla birlikte beraber çalışmanız lazım.

“KUSURA BAKMAYIN AMA HAKKINIZ YOK”
SORU: Birde bizim kentsel dönüşüm dediğimizde aklımıza ilk gelen Tevfik Sırrı Gür Stadyumu’dur. Sizce bu alan nasıl değerlendirilmelidir? 
T. GÖK: Stadyumun yeni yerine taşınması yerinde bir karar olmuştur. Ancak Tevfik Sırrı Gür Stadyumu; yerinde muhafaza edilebilir. Kentin spor alanları yok denecek kadar azdır. Bu nedenle hem amatör spor kulüplerinin yararlanabilmesi hem de park ve yeşil alan olarak kullanılmasında yarar vardır. Burada konserler, festivaller yapılabilir. 
Alışveriş merkezi gibi yapıların yapılması son derece yanlış olur. Kusura bakmasınlar ama kimsenin oraya alışveriş merkezi yapma hakkı yoktur! Bizim her şeyimiz rant için değildir. Mersinlilerin orayı; park, rekreasyon veya spor alanı olarak kullanma hakkı vardır. Toplum yararı da bunu gerektirir. Kentin meydanlara, toplanma alanlarına ihtiyaç vardır. Tevfik Sırrı Gür Stadyumu da bunun için çok uygun bir alandır. Eğer o stadyumu illaki yıkacaksanız yerine; toplumun istifade edebileceği açık, sosyal, kültürel yeşil alanlar yaratılmalıdır. 

YÖNETİCİLER TOPLUM İLE BİRLİKTE HAREKET ETMELİ
SORU: Son olarak neler söyleme istersiniz? 
T. GÖK: Bizim ötekileşmemiz lazım. Bizim biz olmamız lazım. O mahalle, bu mahalle diye ayrılmamalıyız. Yönetimiyle, belediye başkanıyla, mahalleliyle bir olmalıyız. Ben belediye başkanlarında bu azmi görüyorum. Halkla, toplumla, mahalleliyle insanların bir araya gelmesi lazım. Bunun merkezi idareyi de yapması gerektiğine inanıyorum. Kentlinin mahallenin şehrin yönetimine katılımının sağlanması lazım.

   

Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!


  HABERCİ GAZETESİ
 

  HABER ARAMA
 
  

  HABERCİ SPOR
 


  BİK İLANLAR
 


  SOSYAL MEDYA
 

  NÖBETÇİ ECZANELER
 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2019 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA