Haber Merkezi
Küresel piyasalarda yaşanan dalgalanmalar ve döviz kurundaki yükselişin, akaryakıt fiyatları üzerindeki baskı nedeniyle 2026 yılı özellikle artan girdi maliyetleri, kuraklık ve kredi borçları nedeniyle Türkiye'deki çiftçiler için oldukça zorlu geçiyor.
Mersin’de Silifke Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Gezer, 2026 yılında üreticilerin büyük zorluklar yaşadığına dikkat çekerek destek çağrısı yaptı.
“HAKLI VE HAYATİ ÇAĞRIMIZA KULAK VERİN”0
“Çiftçimiz toprağına küserse, soframızdaki bereket biter” uyarısı yapan Başkan Gezer, Silifke Ziraat Odası olarak, ilgili bakanlıklarımızdan, yetkili tüm devlet birimlerimizden ve milletvekillerimizden; Silifke üreticisinin bu haklı ve hayati çağrısına kulak vermelerini, yaralarımızı saracak yapıcı adımları acilen atmalarını bekliyoruz.
Bizler üretmeye, toprağımıza sahip çıkmaya ve devletimizle omuz omuza vererek bu zor günleri aşmaya hazırız. Yeter ki üreticimizin elinden tutulsun, alın terine sahip çıkılsın.
“BİZLER, ‘ÜRETMEKTEN BAŞKA ÇARESİ OLMAYAN’ BİR MİLLETİN EVLATLARIYIZ”
Silifke’miz, bereketli toprakları, çalışkan insanı ve mikro-klima özelliğiyle ülkemizin en önemli tarım merkezlerinden biridir. Bizler, ‘üretmekten başka çaresi olmayan’ bir milletin evlatları olarak, toprağımızı işlemeye, soframıza ve ülkemizin ekonomisine katkı sunmaya devam ediyoruz. Ancak, geride bıraktığımız aylar itibarıyla 2026 yılı, Silifkeli çiftçilerimiz için tarihin en zorlu ve en fazla fedakârlık gerektiren üretim sezonlarından biri olarak kayıtlara geçmektedir.
Silifke Ziraat Odası olarak, üreticilerimizin tarlada döktüğü alın terinin karşılığını alamamasından duyduğumuz derin üzüntüyü ifade etmekle birlikte, bu süreci sadece eleştirmek için değil; ortak akılla çözüm yolları bulmak adına değerlendirmek istiyoruz” dedi.
ÇİFTÇİ AFET ÜZTÜNE AFET YAŞADI
2026 yılında üreticileri zorlayan ana etkenlere de dikkat çeken Kemal Gezer, “Bu yıl, ne yazık ki sadece tek bir faktörle değil, birden fazla olumsuzluğun eş zamanlı yaşandığı bir ‘kusursuz fırtına’ ile karşı karşıya kaldık. Değişikliği ve doğal afetler ile boğuştuk. Yıl içerisinde bölgemizde yaşanan ani iklim olayları ve doğal afetler, ürünlerimizin hem kalitesini hem de rekoltesini ciddi oranda düşürmüştür. İklim krizinin faturasını en ağır şekilde tarladaki üretici ödemektedir.
MALİYETLERİNİN SÜRDÜRÜLEMEZ BOYUTTA
Gübre, mazot, tohum, Bitki Koruma Ürünleri (BKÜ) ve tarımsal sulama elektrik fiyatlarındaki fahiş artışlar, üretim maliyetlerini katlamıştır. Buna bir de giderek artan ve bulunmakta zorlanılan işçilik maliyetleri eklenince, üretim yapmak adeta bir "maddi dayanıklılık testine" dönüşmüştür.
ÜRÜNLER PARA ETMİYOR
Bugün itibarıyla, ilçemizde yetiştirilen ürünlerin çok büyük bir çoğunluğunda fiyatlar maliyetleri dahi karşılamaktan uzaktır. Emeğin karşılığı maalesef tarlada kalmaktadır.
İlçemizin tarımsal başlıca ürünlerimizde tablo maalesef hiç iç açıcı değildir:
Örneğin dünyaca ünlü, coğrafi işaretli Silifke çileğimizde bu yıl iklimsel nedenlerden ötürü yeterli tonaj yakalanamamıştır. Düşük verimin üzerine; yüksek gübre, mazot, BKÜ ve rekor seviyelere ulaşan işçilik maliyetleri eklenince, çilek üreticimizin bu yılı büyük bir zararla kapatacağı açıkça görülmektedir.
Çilekteki tablonun bir benzeri kayısı üreticilerimiz için de geçerlidir. Girdi maliyetleri altından kalkılamaz boyuttayken, ürünün piyasa fiyatı üreticiyi hüsrana uğratmıştır.
Domates: Domateste sezon başında oluşan fiyatlar üreticimizin yüzünü güldürmüş ve umutlandırmış olsa da, piyasadaki plansızlık ve talep daralması nedeniyle fiyatlar bugün itibarıyla dip seviyelere inmiştir. Tarladan çıkış fiyatı ile tüketiciye ulaşan fiyat arasındaki uçurum bir türlü kapanmamaktadır.
AŞIRI YAĞIŞLAR BUĞDAYDA CİDDİ VERİM KAYIPLARINA YOL AÇTI
Ayrıca bölgemizde yaşanan aşırı yağışlar buğdayda ciddi verim kayıplarına yol açmıştır. Kırsal kesimlerdeki üreticilerimiz ise artan yaban domuzu zararı nedeniyle tarlalarına ekim yapamaz hale gelmiştir. Tüm bu fiziksel zorlukların üzerine, Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) açıkladığı buğday ve arpa alım fiyatlarının enflasyon oranının çok altında kalması, hububat üreticilerimizi ekonomik olarak çok ciddi bir darboğaza sürüklemiştir.
LİMON İTHALATI İDDİALARI FİYATLARI AŞAĞI ÇEKTİ
Bunun yanında geçtiğimiz yıl fiyatlarda yaşanan istikrarsızlık nedeniyle birçok limon üreticimiz, ürününü değerinde satabilmek umuduyla tekrar masrafa girerek limonlarını soğuk hava depolarına kaldırmıştır. Ancak son günlerde kamuoyuna yansıyan, yurt dışından limon ithalatı yapılacağı yönündeki haberler piyasada fiyatları yeniden aşağı çekmiş ve bin bir emekle ürününü bekleten üreticimizi bir kat daha zor durumda bırakmıştır.
Öte yandan ihracat kanallarının yeterince çalışmaması ve dış pazar eksikliği nedeniyle nektarin ve şeftali fiyatları adeta dip seviyeleri görmüştür. Toplama ve işçilik maliyetini dahi karşılamayan bu fiyatlar yüzünden birçok üreticimizin ürünü maalesef dalında kalmıştır.
İlçemizde üretimi yapılan hemen hemen tüm ürün gruplarında durum farksız olup, diğer tarımsal kalemlerde de aynı maliyet ve pazar sorunları yaşanmaktadır.
ACİL EYLEM PLANI ÇAĞRISI
Silifke Ziraat Odası olarak çözüm önerilerimiz ve acil eylem planımız hazır.
Bizler, ‘Üretici yaşasın ki Türkiye yaşasın’ düsturuyla hareket eden bir kurumuz. Üretimden kopmamak, tarlalarımızı boş bırakmamak adına acilen aşağıdaki önlem planlarının hayata geçirilmesini talep ediyoruz: Girdi maliyetleri sübvanse edilmeli. Üreticinin üzerindeki en büyük kambur olan mazot, gübre ve BKÜ maliyetlerine yönelik ‘2026 yılına özel acil destek paketleri’ açıklanmalıdır. Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için girdilerdeki KDV ve ÖTV yükü mutlaka hafifletilmelidir.
Planlı Üretim ve Fiyat İstikrar Fonu hayata geçirilmeli. Ürünlerin bir dönem çok para edip diğer dönem dip fiyatlara düşmesini engellemek için havza bazlı, sözleşmeli ve planlı üretime acilen geçilmeli; arz fazlası durumunda üreticiyi koruyacak Müdahale Alım Kurumları ve Fiyat İstikrar Fonları devreye sokulmalıdır.
TARSİM KAPSAMI GENİŞLETİLMELİ
Doğal afetlere karşı çiftçimizin yegane güvencesi olan Tarım Sigortaları Havuzu'nun (TARSİM) poliçe primleri düşürülmeli, yaban domuzu gibi zararlıların etkileri ve iklim krizine bağlı verim kayıpları daha kapsamlı şekilde sigorta güvencesi altına alınmalıdır.
Özellikle limon, nektarin ve şeftali gibi ürünlerde dalgalanmaları önlemek adına, yerli üreticiyi ezecek ithalat politikalarından vazgeçilmeli; aksine ihracatı teşvik edecek yeni pazar arayışları ve nakliye destekleri ivedilikle hayata geçirilmelidir.
Yerel iş gücünün tarıma teşvik edilmesi adına, tarım işçiliği yapan vatandaşlara yönelik sigorta ve sosyal destek teşvikleri sağlanarak üreticinin işçilik maliyeti yükü devlet desteği ile paylaşılmalıdır.
Sonuç olarak; Çiftçimiz toprağına küserse, soframızdaki bereket biter. Silifke Ziraat Odası olarak, ilgili Bakanlıklarımızdan, yetkili tüm devlet birimlerimizden ve milletvekillerimizden; Silifke üreticisinin bu haklı ve hayati çağrısına kulak vermelerini, yaralarımızı saracak yapıcı adımları acilen atmalarını bekliyoruz.
Bizler üretmeye, toprağımıza sahip çıkmaya ve devletimizle omuz omuza vererek bu zor günleri aşmaya hazırız. Yeter ki üreticimizin elinden tutulsun, alın terine sahip çıkılsın” diye konuştu.