“MERSİN DEPOLAMA ÇÖPLÜĞÜNE DÖNER” | Mersin Haberci Gazetesi
     
 
 
 
 
 

“MERSİN DEPOLAMA ÇÖPLÜĞÜNE DÖNER”


 

ADD Mersin Şubesi tarafından düzenlenen “Mersin Limanı’ndan neler oluyor” panelinde konuşan Şehir Plancıları Odası Temsilcisi İnce, limanın genişlemesinin kenti depolama çöplüğüne çevireceği uyarısı yaparken Mimarlar Odası Başkanı Şahin ise aleyhte rapor hazırlayan bilirkişiler için özel tim benzetmesi yaptı.

Hasan Küçük

 

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Mersin Şubesi tarafından Uluslararası Mersin Limanı’nın Atatürk Parkına doğru genişleme çalışmalarının kente vereceği zararlara dikkat çekmek için “Atatürk Parkı’ndan neler oluyor” başlığı ile bir panel düzenlendi. Şehir Plancıları Odası Mersin Temsilcisi Uğur İnce, Çevre Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı Sinan Can ve Mimarlar Odası Mersin Şube Başkanı Ünal Şahin’in konuşmacı olarak katıldığı, MTSO Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen panelin açılış konuşmasını ADD Mersin Şube Başkanı Serdar Erkan yaptı. ADD’nin kuruluş tarihi ve amacı ile ilgili bilgi veren Erkan konuşmasının Mersin Limanı’nın tarihçesine değinerek sürdürdü. Mersin Limanı ile ilgili itirazlarının dikkate alınması gerektiğini anlatan Erkan, seslerini duyurabilmek için bu paneli düzenlediklerini kaydetti. Parkların, meydanların bütün halkın kullanabileceği kamusal alanlar olduğunu vurgulayan Erkan, “Limanlar ülkelerin dışa açılan kapısıdır. Mersin Limanın işleten şirket tekel konumundadır ve fiyatları kendisi belirliyor. Bu tekele son verilmeli. Mersin Limanı’nın Atatürk Parkına doğru genişlemesi yerine doğuya doğru genişlemesini sağlayacak Ana Konteyner Limanı bir an önce yapılmalı” şeklinde konuştu.

 

“ÜNİVERSİTELERDE DERS OLARAK OKUTULMALI”

Şehir Plancıları Odası Mersin Temsilcisi Uğur İnce, Mersin Limanı’nın imar değişikliği ile 2021 yılında genişleme projesi ile karşılarına çıktığını belirtti. Planı inceledikten sonra mahkemeye götürdüklerini anlatan İnce, “Yürütmeyi durdurma aldık. Bölge Mahkemesine gitti. Bölge Mahkemesi kabul etti. Hukuksal boyutu gelecekte üniversitelerde okutulacak boyutta. Hukuksuzluk nasıl hukuk yoluna çevrilirin göstergesi. Bölge Mahkemesi kararı tebliğ edilecekken kiracı firma tarafından İstanbul Üniversitesine döner sermaye harcı yatırılarak bilirkişi raporu alındı. Bilirkişi raporunu imzalayan kişiler bizim meslektaşlarımız. O meslektaşlarımıza bu raporun kaç günde hazırlandığı, yerinde inceleme yapılıp yapılmadığını ve dava süreci olmasına rağmen bu kanıyı nasıl verdiniz diye sorduk. raporu 4 günde söz konusu yere gelmeden mevcuttaki raporu analiz ederek raporu hazırladıklarını söylediler” şeklinde konuştu.

Daha sonra yeni bilirkişiler atanarak yapılan keşifte sanayi limanının yanına önerilen kurvaziyer limanı için dünyada örneğinin olup olmadığını sorduklarını anlatan İnce, “Burasının kurvaziyer amacı ile kullanılmayacağını, askeri gemilerin filan kullanılacağını söylediler” dedi.

 

“3 AYDIR KARARI BEKLİYORUZ”

Bilirkişi raporu sonrası mahkemenin aleyhlerine dönmesi üzerine istinafa gittiklerini belirten İnce, “İtirazlarını 3 aydır bekliyoruz. Limanlar kent merkezlerinden artık çıkması gerekir. Dünyada daha önce kent merkezlerinde bulunan limanlar artık turizm için kullanılmaya başlanmıştır.  Bizde ise liman şehre doğru genişlemeye çalışıyor” şeklinde konuştu.

 

“BASKI VE HUKUKSUZLUK VAR”

2017 yılında Ana Konteyner limanının yeri tariflenirken 2019’da mevcut liman genişlesin denildiğini vurgulayan İnce, Ana konteyner limanının Mersin için önemine dikkat çekerek “Burası bir lojistik kenti. Herkesin beklediği 1/5000 ölçekli nazım imar planları onaylanıyor. Herkes bazı alanlar bekliyor. O önerilen alanları biz Ana konteyner limanını getireceği yüklere göre planladık. Şu an plan üzerindekiler depolama alanları vesaireler hepsi bitsin ve yapılsın mevcut liman 173 bin metrekare büyüdüğü zaman Mersin depolama çöplüğüne döner. Bu kadar açık hesaplar var. Bu kadar etkiler var. Şehir üzerine bir baskı var. Hukuksuzluk var. Birinci mahkeme onaylıyor. İdare mahkemesi onaylıyor. Bundan sonra alınan raporlar….İnsan bundan sonra acaba mahkeme süreçleri ne olacak diyor. Bundan sonra Yargıtay, Danıştay süreçleri başlayacak. Dışarıdaki bir firma ile görüştük. Söz konusu liman şirketinin kredi alabilmesi için Sosyal Etki Değerlendirme Raporu gerekiyormuş. Şimdi umudumuz. Bu rapor. Çünkü burada ulaşım için sıkıntı var. Siluet, kirlilik, ve gürültü kirliliği açısından sıkıntı var. Burada iş yapan insanlarında sıkıntısı var” diye konuştu.

 

“YATIRIMLAR YEREL DİNAMİKLERLE GÖRÜŞÜLMEDEN YAPILIYOR”

Çevre Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı Sinan Can, Türkiye’de yapılacak yatırımlar yerel dinamiklerle görüşülmeden yapılıyor. Mersin adına talihsizliklerden biri kent çok büyük hegomomik projelerin Ankara merkezli doğrudan direk uygulanması ile karşı karşıya olan bir kent. Yerel diyalogların konsensüsü değil de Ankara’da belli bir yerlerde tartışıldıktan sonra karar veriliyor. Bu durum polipropilen, nükleer santral, çimento fabrikaları ve termik santrallerde de bu yaşandı. Ana konteyner limanı da böyle projeler. Bizim talebimiz yerelden gelen bir konsensüs ile yatırımların olgunlaşması çevreye en az zarar verebilecek sürdürülebilir kalkınma ilkeleri temel alınarak belli noktolarda yapımının sağlanmalı. Mersin şu anda bunu başaramadı. Yatırım politikaları yerel dinamiklerle yapılmadığı takdirde kent katliamı gelecektir.  

 

“NEDEN KENTE DOĞRU GENİŞLEMEYE ÇALIŞIYORLAR?”

Mimarlar Odası Mersin Şube Başkanı Ünal Şahin, limanın tarihçesi hakkında kısa bir bilgi verdikten sonra gelinen süreçte kapasitesini dışarıya doğru artırması gerekirken kente doğru genişlemeye çalıştığını söyledi.

Mersin limanın artık kapasitesinin yetmediğini belirten Şahin, “Mersin limanının kent için ekonominin şah damarı olacağı, mevcut limanın yetmediği yeni konteyner limanı yapılacağı ve mevcut limanın rekreatif çalışmalarla birlikte kruvaziyer limanına dönüşeceği söylemleri bulunuyor. Henüz yürürlükte olan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında ana konteyner limanı konusu güncel duruyor. Devamında MDTO’nın demeçlerinde Mersin Yeni Konteyler limanının 12 milyon TEU kapasite ile en doğru yerin Mersin olduğu söylemi var. Ekonomi Şurasında yinelenerek asıl konteyner limanının Mersin de olacağı en yetkili  ağızdan söyleniyor. Buna rağmen neden Mersin Limanı Şehre doğru genişlemeye çalışıyor” diye konuştu.

 

“BİLİRKİŞİLER ÖZEL TİM GİBİ”

Bazı üniversitelerden isimleri aynı olan bilirkişilerin özel bir tim çok enteresan kararlar verdiğini anlatan Şahin, “Dönüyor aynı şekilde Mersin yat limanı için açtığımız davada bilirkişi önce lehimize karar veriyor sonra bunlar belli kişiler tarafından kiralanmış özel bir tim gibi aynı isimler oralara atanıyor olumsuz kararları onlar veriyor. Güdümlenmiş bir takım süreçler var” dedi.

 

“KENTLİNİN VAR OLMA SEBEBİNİ ORTADAN KALDIRACAK”

Ana konteyner limanı ile ilgili alınmış kararlar var iken parkla iç içe olan limanın kapasite artırımı sevdasından neden vazgeçilmiyor” diye soran Şahin, “Asıl Konteyner limanının yapılması dururken mevcut limanın kapasite artırımı ve erişilecek TEU miktarıyla bırakın Atatürk Parkının park olarak işlevini yerine getirmesini kente, parka, yönelen ve devasa vinçleri, gemileri, römorkörleriyle konteyner dağlarıyla, ve kentle iç içe olmuş limanın hormonlu ve yerine sığmayan dar alandaki elleçleme faaliyetleri ile tam bir mahşer yeri olan noktada kentlinin kadınıyla, emeklisiyle, gençliğiyle, çocuğuyla orada var olma sebebini ortadan kaldıracaktır” ifadeleri kullandı.

 

“FELAKETLERİ KUCAĞIMIZDA DEĞİL UZAĞIMIZDA İSTİYORUZ”

Arzulanan ve söz verilen rekreatif donatıları ile çağdaş sahil kentlerine yakışan kruvaziyer limanı istediklerini anlatan Şahin, “Adete tüm haşmeti, eziciliği, görsel ve teknolojik kirliliği, konteyner dağları, kapasite artırımının getireceği hummalı ve hemen telefonlarınızdan ulaşacağınız liman, vinç, konteyner, gemi kazaları ile sosyal mecrada bulacağınız felaketleri, daha önce üst aklın belirlediği gibi, asıl konteyner limanında taşımanızı istiyoruz. Kucağımızda değil uzağımızda istiyoruz” diye konuştu.

Naylon kopyala yapıştır ÇED raporlarını tanımayacağız diyen Şahin şunları söyledi:  “Doğamızı ekonomik gelişim için göz ardı edemeyiz. Bir taş ocağı olacaksa nerede olmalı, yaşamı süregelen yerleşkeler nasıl korunacak, doğa, tarım nasıl korunacak. Malzemenin alındığı bölgelerdeki heyelan, altyapı, yeraltı sularının durumu, ocakların iş bitiminden sonra doğal, kırsal rekreatif çözümlerle nasıl tekrar doğanın bir parçası haline geleceğini şimdiden göreceğimiz bilimsel ÇED raporları istiyoruz.”


   

Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!


  HABERCİ GAZETESİ
 

  HABER ARAMA
 
  

  HABERCİ SPOR
 


  BİK İLANLAR
 




  SOSYAL MEDYA
 

  NÖBETÇİ ECZANELER
 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2024 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA