SİYASET EKONOMİ SAĞLIK EĞİTİM YAZARLAR ÇEVRE SPOR
 
 
 
 

ÖĞRETMEN VE HOCALARA ‘UYUM’ İÇİN DESTEK ÇAĞRISI!


Resmi rakamlara göre 200 bini aşkın Suriyeli mültecinin yaşadığı Mersin’de, Göç İdaresi Başkanlığı tarafından Sosyal Uyum Çalıştayı düzenlenerek, öğretmen ve hocalara ‘uyum’ için destek çağrısı yapıldı!





Hediye Eroğlu 

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Uyum ve İletişim Dairesi Başkanlığı ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) iş birliği ile düzenlenen “Sosyal Uyum Çalıştayı”nın 5’incisi Mersin’de düzenlendi. Uluslararası koruma ve geçici koruma kapsamında bulunan yabancılarla ev sahibi toplumun sosyal uyumunu arttırmak amacıyla Diyanet İşleri Başkanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığı
personeline yönelik düzenlenen çalıştaya; Vali Yardımcısı Süleyman Deniz, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Uyum ve İletişim Dairesi Başkanı Dr. Aydın Keskin Kadıoğlu, İl Milli Eğitim Müdürü Adem Koca, İl Müftüsü Dr. Şaban Kondi, Mersin İl Göç İdaresi Müdürü Prof. Dr. Nalan Yetim’in katılımı ile gerçekleştirildi. 

“MERSİN BİR HOŞGÖRÜ KENTİ”
Açılış konuşmalarında ilk olarak söz alan İl Göç İdaresi Müdür vekili Prof. Dr. Nalan Yetim, Türkiye’nin 2011 yılından itibaren ülkemize sığınan Suriyelileri kucaklayıp, iç savaş mağdurlarının korunmasında tarihsel bir misyon üstlendiğini söyledi. İç savaş sonrasında savaşın bitmemesi ve şiddetini giderek arttırması sonucu ülkemize gelen Suriyeli sayısının her yıl giderek arttığını belirten Yetim, bugün Türkiye’nin dünyadaki en büyük sığınmacı nüfusuna ev sahipliği yaptığını bildirdi. Suriyelilerin tercih ettiği illerden birinin de Mersin olduğunu söyleyen Yetim, “Mersin; farklı din, dil, ırk, kültüre sahip her kesimden insanın bir adada yaşadığı bir hoşgörü kentidir. Göçle doğan ve göçle büyüyen bir kent olarak Mersin, göç hareketlerini ekonomik, kültürel ve sosyal açılardan katma değere dönüştürmeyi başarabilmiş bir kenttir. Bu çerçevede ilimizde ekonomik açıdan kalkınmayı destekleyen, kamu düzenini ve düzenini ve güvenliğini koruma perspektifi taşıyan, göçmenlerin insan haklarını korumayı amaçlayan etkili bir göç yönetimi gerçekleştirmek için çaba sarf ediyoruz” diye konuştu. 

ÖĞRETMENLERİN SORUMLULUĞU BÜYÜK
Uyum çalışmaları ile; göçle gelen bireylerin, kültürel, sosyal, ekonomik açıdan ülkemize dahil edilmesi, aidiyet duygularının güçlendirilmesi ve en önemlisi bir arada yaşama inancının korunmasını hedeflediklerini dile getiren Prof. Dr. Nalan Yetim, uyumun temel bileşeninin kültür olduğunu kaydetti. “Uyum süreci ülkemizde hakim olan kültürel yapıyla, göçle ülkemize gelen bireylerin kültürel olarak birbirini etkilemesi, yeniden düzenlemesi sonucunu beraberinde getirmektedir” diyen Yetim, “Bu çerçevede anlayış ve karşılıklı birbirimizi tanıma, birey, grup ve topluluklar açısından en önemli uyum göstergeleridir. 
Suriyeli göçmenlerin ülkemiz değerleri, maneviyatı, sosyal ilişkileri ile uyumlu olmalarında Diyanet ve Milli Eğitim görevlilerimizin anahtar rolleri üstlendiği kuşkusuzdur. Kültürlerin birbirini tanıması, Türkçenin öğrenilmesi, sosyalleşme, karşılıklı birbirine saygı gösterme açısından öğretmenlerimizin temel işlevleri üstlenmeleri şuanda da oldukça yaşamsaldır. 
Yine gerek ülkemiz bireyleri gerekse Suriyeli göçmenler tarafından ortak benzerlik alanı olan dinimiz ve maneviyatımız her iki topluluğu kaynaştırma, ortak aidiyette birleştirme konusunda öne çıkmaktadır. Öğretmenlerimizin ve din görevlilerimizin bu yönde yaptığı ve yapacağı tüm çabalar ülkemizde uyumun gelişmesinde son derece büyük önem taşımaktadır. Türkiye ürettiği göç politikası ile göçmenlerin uyumu yönünde emin ve kararlı adımlarla ilerlemektedir. Bu çabalar dinamik bir kapsamda ve çok boyutlu olarak sürdürülmektedir. Dileğimiz ve isteğimiz; birlikte yaşamanın karşılıklı saygının ve anlayışın tüm dünyada egemen olmasıdır” dedi. 

“TÜRKİYE, GÖÇEN İNSANLARIN ADETA BİR SIĞINAĞI”
İl Müftüsü Dr. Şaban Kondi de, göçün insanlık tarihiyle başlayan bir olgu olduğunu anımsatarak, tarihin her döneminde bölgelerde yaşayan insanların siyasi, sosyal, kültürel savaşların, ekonomik sebeplerin etkisiyle farklı yerlere gitme ihtiyacı hissettiğini belirtti. “Ülkemiz de her zaman göç konusunda açık kapı politikası izlemiştir” diyen Kondi, “Şuan bulunduğumuz jeopolitik konum coğrafi konum gereği ülkemiz Ortadoğu’dan balkanlardan Kafkasyadan değişik bölgelerden gelip göçen insanların adeta bir sığınağı haline gelmiştir. Tarihte de böyle olmuştur, bugünde böyledir.
Avrupa’da Katolikler Ortodoksları veya Ortodokslar Katolikleri öldürürken, Yahudileri birbirlerini canlı canlı yaktığında hayat hakkı vermediğinde bizim ecdadımız onlara hayat hakkı vererek onların daha rahat bir ortamda insanca yaşam hakkı verdiğini görüyoruz. İnsanları dünyada hareket ettiren en önemli etken inançları ve kültürleridir. Bizim inancımızda dünya milletlerinin din ve dil arlımı gözetemeden ülkemize koşa koşa gelmelerinin nedeni insanlara karşı muamelemizdir.
Bizim hayatımızı belirleyen iki temelimiz var bunlar Kuran ve sünnettir. Peygamber efendimiz buyuruyor ki, bir İslam ülkesinde mazlumun dini, ırkı olmaz, eziyet ederse bana eziyet etmiştir, bana eziyet eden de Allah’a eziyet etmiştir. Böyle bir ölçüyü hayatına ölçüt edinen ecdadımız tarihte eşi benzeri görülmeyen örnekler sunmuştur. İspanya’da Yahudiler canlı canlı yakarken biz gönül kapılarını açıp onları misafir etmişiz. Bugün ne yapmışlar ayrı mesele. Biz inancımızdan aldığımız değer ve güç ile bize gelenleri ensar olarak karşılayacağız. Kim bir insanın ihtiyacını, sıkıntısını giderirse Allah‘ta onun ihtiyacını giderir” şeklinde konuştu. 

TÜRKİYE’DE 5 MİLYONU AŞKIN YABANCI VAR 
Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Uyum ve İletişim Dairesi Başkanı Dr. Aydın Keskin Kadıoğlu da, köklü bir medeniyet mirasına sahip olan ülkemizin konuşlandığı Anadolu topraklarının binlerce yıldır insan hareketliliklerine tanıklık ettiğini bildirdi. “Coğrafi konumumuz gereği Asya, Avrupa, Afrika gibi bölgeler arasında köprü vazifesi gören ülkemiz tarihin her döneminde göç hareketlilikleri yaşadığı gibi bugün yaşamış olduğumuz Suriye krizi ile beraber 2011 yılından beri insan dramı ve sorunları olarak göç vakasına şahitlik ediyor” diyen Kadıoğlu, “Suriye’deki iç savaştan kaynaklı olarak geçici koruma kapsamında ülkemizde 3 milyon 600 binin üzerinde Suriyeli, ayrıca uluslararası koruma hakkına sahip olmayıp, ülkemizin uluslararası koruma hakkı vermiş olduğumuz 330 bin insana da kucak açmış durumdayız. Türkiye’nin içinde bulunmuş olduğu siyasi istikrarı, ekonomik cazibeleri de Türkiye’yi bir cazibe merkezi haline getirmiş, bu amaçla eğitim ve çalışma gibi nedenlerle 975 bin kişi de ülkemizde bulunmaktadır” dedi.

“GÖÇLE İLGİLİ SOSYOLOJİK OLARAK ALTYAPIYA SAHİP BİR ÜLKEYİZ”
Türkiye’de göçün yeni bir olgu olmadığını söyleyen Dr. Aydın Keskin Kadıoğlu, bu coğrafyanın tarihin her döneminde göç hareketliliğine şahit olduğunu aktararak, sosyolojik olarak bazı kişilerce Türkiye’nin göçe hazır olmadığının ifade edildiğini ancak Türkiye’nin tarihten gelmiş olan birikimi ile her zaman göçe alışık, göçle ilgili sosyolojik olarak altyapıya sahip bir ülke olduğunu söyledi.
“Şuan yapmış olduğumuz çalışmada dünyaya örnek olacak bir şekilde devam ediyor” diyen Kadıoğlu, Türkiye’nin, 1934 tarihli İskan Kanunu ile göçü yönetirken, 2013 yılında 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Kanunu’nun çıkarıldığını anımsattı. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün de bu kanunla doğduğun ve mevzuata uyum çalışmasını da ilk defa bu sayede girdiğini aktardı. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün kurulduğu ilk yıllarda geçici koruma işlemleri, kayıt işlemleri, düzensiz göç gibi mücadele alanlarında yoğun ve hummalı bir şekilde çalıştığını aktaran Kadıoğlu, iradede çalışan uzmandan güvenlik görevlisine idarecisine her kişinin 10 kişi şeklinde çalıştığının söylenebileceğini vurguladı.

“ARTIK UYUM AŞAMASINDAYIZ”
“Ancak bugün geldiğimiz noktada bu vermiş olduğumuz mücadelede farklı bir duruma gelmiş bulunmaktayız” diyen Kadıoğlu, açıklamasını şöyle sürdürdü; “İkinci aşama dediğimiz, meşakkatli olan uyum aşamasındayız. Uyum dediğimiz şey, sabahtan akşama olabilecek bir olay değil. Bunun için sabır ve akıl gerekiyor. Göçü vicdanla, rasyonel politikalarla iyi yönettiğimiz gibi sabır ve akılla da iyi öğretmemiz gerekiyor. Bu yüzden de uyum konusunda sabır, ikinci akıl diyoruz.
Türkiye, ‘göç politikasında özellikle uyum ile ilgili neler yapıldı?’ gibi söylemlerle karşı karşıya. Biz ne yaptığımızı biliyoruz, bununla ilgili Uyum Strateji Belgesi ve 2018-2023 yıllarını kapsayan Ulusal Eylem Planı’nı hayata geçirerek çok önemli bir adım attık. Bu strateji belgemizde tüm kamu kuruluşlarımızın ne yaptığını takip ediyoruz. Tekrara düşmemek adına hepimiz koordinasyon halindeyiz. Bunu izlemesini Göç İdaresi olarak yapıyoruz. Geçenlerde de daire başkanları düzeyinde diyanet mensupları ile de bir araya geldik. Yakın zamanda farklı çalışmalarımızda olacak. Uyum Strateji Belgesi’nin ülkemize uyum konusunda bir yol rehberi olduğunu belirtmek isterim. 

KANAAT ÖNDERLERİ İLE BİRİRAYA GELİNİYOR
Uyumla ilgili genel müdürlüğümüz ve il müdürlüklerimizle beraber hummalı bir şekilde, yabancıların kendilerine tanınan haklardan faydalanması, hizmet kalitesi ve uyum noktasında birtakım çalışmalar da yapıyor. Aynı zamanda uyumun karşılıklılık ilkesinin bir gereği olarak da göçmenlilik farkındalık konusunda Türkiye çapında bir takım faaliyetlerimiz var. Uyum buluşmaları adını verdiğimiz tüm kamu kuruluşları ile beraber Suriyelilerin hak ve yükümlülüklerini birebir anlattığımız toplantılar düzenliyoruz. Yine ‘uyum biz bize’ sohbetleri düzenliyoruz.
İki toplumun, Türk toplumu ile Suriyeli kanaat önderlerinin biraya geldiği odak grup görüşmesi dediğimiz her türlü sorununu sosyolojik ve psikolojik olarak tarttığımız, kültürel olarak da bir takım değerlendirmeler yapıp, birlikte yaşam kültürünün altını çizdiğimiz bir çalışma da yapıyoruz. 21 ilde bu faaliyetlerimize devam edeceğiz
Şuan burada yapmış olduğumuz etkinlik ile de Türk toplumu tarafından kanaat önderi olan öğretmen ve hocalarımızı doğru bilgilendirmek, bir takım yapılan faaliyetleri ile ilgili çalışmalarımızı anlatmak içinde diyanet ve milli eğitim personellerine yönelik de Sosyal Uyum Çalıştayları yapıyoruz.  
Yine bununla beraber; göç, güvenlik ve sosyal uyum çalışmaları kapsamında 7 bölgede üst düzey toplantılarımız olduğu gibi, sivil toplum kuruluşları ile de toplantılarımız olacak. Ve yine göçle ilgilenen akademisyenler, öğrenciler ve yerel basın ile çalışmalarımız olacak. ‘Doğru bilinen yanlışlar’ broşürümüzü okumanızı ve her gittiğiniz yerde de anlatmanızı rica ediyoruz. Çünkü burada Suriyeliler ile ilgili her şey anlatılmakta. Çünkü insan bilmediğini düşmanı. Özellikle Suriyelilerin maaş aldığı, oy kullandığı gibi bir takım gerçek dışı bilgilerle karşı karşıyayız. Bunların doğru olmadığını anlatmak için yaklaşık bir milyona yakın broşür dağıttık.   
Aynı zamanda filmler, kamu spotları yaparak herkesi bilgilendirmeye çalışıyoruz. Bu broşürlerdeki bilgileri herkese anlatır ve bu minimalde yorumlar yaparsak emin olun ki ülkemize çok büyük katkı vermiş olursunuz. 

TÜRKİYE’DE FARKLI HUKUKİ STATÜLERDE 192 FARLI MİLLETEN İNSAN YAŞIYOR
Ülkemizde farklı hukuki statülerde 192 farlı milleten insan yaşıyor. Bunların da toplamına baktığımız zaman 5 milyonu bildiğini söyleyebiliriz. Her birinin kendi ülkesini geride bırakarak farklı beklentileri, umutları, hayalleri var. Her bir insanın bu beklentilerini, ihtiyaçlarını karşılamak elbette kolay değil. Bu yüzden uyum konusunda çok titiz olduğumuzu, hassas çalıştığımızı belirtmek istiyoruz. Çünkü biz ‘her insan bir göç, her göç bir insandır ‘ diyoruz, her göçün bir hikayesi vardır. 
 Biz, ‘Göçün bin türlü derdi var, en hafifi ölüm’ diyoruz. Yani göçte yaşanan tüm olayların insaniyet duygularının, vicdani duygularının hepsini bildiğimiz gibi rasyonel, akıllı politikalarla beraber uyum konusundaki politikalara önem veriyoruz. 

“İNSANLARA OLUMLU ÖRNEKLER VERİN”
Uyumun en önemli etkeni genelde Suriyeliler olarak bakıyoruz ama sizlere ve bizlere düşen ön önemli görev; kendi insanımız. Özellikle sizlerin vermiş olduğu eğitim, bilgiler çok değerli. Aynı zamanda bu bilgilerle beraber Suriye toplumundaki insanların birlikte yaşam noktasında ortak noktalar bulabilme noktasında çok farklı katkılarınız olabilir. Çünkü insanımız konulara negatif yönden bakabiliyor veya refleks gösterebiliyor. Ama sizler olumlu örnekler verirseniz, hadis, ayet veya yaşanmış olaylar noktasında insan odaklı bilgiler verdiğiniz zaman emin olun ki insanımız bundan etkilenecek ve bu doğrultuda çok güzel bir şekilde refleks gösterecektir. 
Bu yüzden terör örgütlerine karşı meyilli olan bir takım suç noktasına karşı eğitime önem verdiğimizi ve cehalete düşman olunması gerektiğini en iyi sizler bildiğiniz gibi göç ve göçmenler noktasında da sizlerin desteğine ihtiyacımız var. 

“GÖÇE, FARKLI POLİTİK HESAPLAR PENCERESİNDEN DEĞİL, VİCDAN, MERHAMET PENCERESİNDEN BAKMALIYIZ”
Göçe ve uyuma bakarken sosyal medyada çok karşılıyoruz. Farklı politik hesaplar penceresinden bakmamalıyız. Vicdan, merhamet penceresinden bakmalıyız. Ülkemizdeki tüm idarecilerden, STK’lardan, hangi gruptan, düşünceden olursa olsun insan merkezli vicdan meselesi olarak göçe bakarsak ve uyum konusunda bu şekilde adımlar atarsak insanlığa çok büyük katkılar sağlayabileceğimiz gibi ülkemizin birliğine, dirliğine ve beraberliğine de çok büyük faydalar sağlayabiliriz. Çünkü biliyoruz ki yaşamış olduğumuz insanlarla beraber bu süreç bir imtihan, kul kul ile sınanıyor. 

EN ÖNEMLİ SORUN DİL
Göç eden ülkede bir yabancının öğrenmesi gereken en önemli noktalardan birisi dil. Biz uyumun dil ile başladığını biliyoruz ve bu noktada da sizlerin de gayret göstermesini istiyoruz. Suriyeli kardeşlerimize de bulunmuş olduğunuz mecralarda Türkçe konusunda hassasiyet göstermenizi istiyoruz. Toplumla uyum noktasında bunun önemli olduğunu ve altını çizilmesi gerektiğini belirtmenizi istiyoruz. Türkçe öğrenilirler ise yaptığımız çalışmalarda çok daha başarılı oluruz. Özelikle yetişkinlerin bu konuda duyarlı olmadığını, ‘öğrenemeyiz’ edasıyla basit cümlelerle, Arapça cümlelerle hayatını idame ettirmeye çalıştığına şahit oluyoruz. Bu konuda onları teşvik edersek bizim için de çok iyi olur. Olumsuzlukları ortadan kaldırmamız noktasında da desteğinize ihtiyacımız var. Suriyeli kardeşlerimizin genel ahlak kuralları ve toplum yaşam kuralları noktasında Türkiye’den fraklı bakış açısına sahip. Yetişkin bir insana nasihat vermek çok zor. Yetişkin insanlara telkinlerde bulunurken çok hassas olmanızı önemle rica ediyoruz. Özellikle birlikte yaşam kültürü noktasında eksikliklerimizi gidermemiz gerekiyor. Bizler daha farklı bakış açısı ile insanlarımıza bazı şeyleri anlatmalıyız. 
Mücadele etmemiz gerektiğinin bilincindeyiz. Olaya insani boyuttan bakmamız gerekiyor. Toplumdaki nefreti önleme noktasında da sizlere çok iş düşüyor. Bu konuda desteğinize ihtiyacımız var. Türkiye bunların hepsinin altından kalkabilecek engin tecrübe ve yönetime sahip. Devletimizin her birimi, sizler, göç idaresinden aile bakanlığına her birimiz canla başla mücadele ediyoruz.  
Bizim için uyum sadece kendi topraklarımız içinde huzur ve güvenle yaşamak değil, burada yaşayan insanların her birine Türk’ün şuurunu ve İslam’ın kaza ruhunu vererek, dönmüş olduğu topraklarda bizim sancaktarlığı olursa yeniden dünyayı Türkçe okuyabiliriz”. 

“KOLLARINI GÖNÜL RAHATLIĞI İÇİNDE SALLAYARAK GELMEDİLER” 
Son olarak söz alan Mersin Vali Yardımcısı Süleyman Deniz ise toplumun önce kendini tartması gerektiğini söyleyerek, “Daha önceki yıllarda farklı yörelerden bir yöreye giden insanlarımız oldu. Ve gittikleri yerde tepkiyle karşılaştı. Nedeni de; her yörenin kendine özgü bir kültürel yapısı, yaşam şekli, farklı insan ilişkileri olması. 
1990’ları düşündüğümüzde, terörün yükseldiği dönemde bazı bölgelerde kendi vatandaşımız olan doğudan gelen insanımıza karşı bir cephe alınmayla bile karşılaşıldı.
Şimdi başka bir ülkeden ülkemize gelen insanlar, her halde kollarını gönül rahatlığı içinde sallayarak gelmediler. Hiç kimsenin kendi vatanını gönüllü bir şekilde terk etme durumu söz konusu olmaz. Ortadoğu’nun durumu malum. Ortadoğu kompozisyonu içinde olumlu-olumsuz, nasıl değerlendirirsek değerlendirelim önemli bir göç olayı oldu,. özellikle de Suriye’den. Şimdi biz bu insanlarla birlikte 8 yıla yakın süredir yaşıyoruz. Bazı olumsuzluklar, çatışmalar oldu ancak ülkemiz bu insanlara sahip çıkmak zorunda. Bizim komşumuz. Biz komşumuza sahip çıkmak zorundayız. Bizim misafirimizler şuan. 

“DÖNECEKLERİNE İNANIYORUM”
Ülkesinde huzur olmadan, insanoğlu kendi güvenliğini sağlamadan bir yerde barınma durumu söz konusu değildir. Güvenlik sağlandıktan sonra bu insanların döneceğine inanıyorum. Kaldı ki çoğumuz eleştiririz, ‘bu insanlar bayramlarda neden ülkelerine gider?’ diye. Aslında bu devletimizin insanlar geriye dönüş için özendirmek amacıyla yapılmaktadır. 
Bu insanlar bu ülkede özellikle Suriyelilerin kalıcı olduğuna ben inanmıyorum. Ülkelerinde güvenlik sağlandığı anda geri döneceklerdir. Ancak birlikte yaşadığımız süreç içinde bu insanlarla iletişim içinde yaşamak zorundayız. onların bizi bizim de onları anlamamız açısından dil sorununu çözmemiz gerekiyor. Milli Eğitim camiamız özellikle çocukların eğitimi için ciddi bir çaba gösteriyor. Şuan bizim okullarımızda 28 bini aşkın Suriyeli çocuk eğitim görüyorlar ve bu çocuklar Türkçe’yi de çok güzel bir şekilde konuşuyorlar. Birbirimize saygı göstermediğimiz sürece çatışma kaçınılmaz olacaktır” şeklinde konuştu. 
Çalıştayda, yabancıların sosyal uyumları ve doğru bilinen yanlışlar, hakları, yükümlülükleri, eğitim ve din hizmetlerinden etkin sunumu konularında ilgili kişilerce de bilgilendirme sunumları yapıldı.
Soru-cevapların da yer aldığı çalıştay iki oturum şeklinde gerçekleştirildi. Toplam 17 ilde düzenlenmesi planlanan Diyanet işleri Başkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı personeline yönelik düzenlenen Sosyal Uyum Çalıştayları’nın farklı illerde de devam edeceği bildirildi. 

   

Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!


  HABERCİ GAZETESİ
 

  HABER ARAMA
 
  

  HABERCİ SPOR
 


  BİK İLANLAR
 


  SOSYAL MEDYA
 

  NÖBETÇİ ECZANELER
 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2019 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA