SİYASET EKONOMİ SAĞLIK EĞİTİM YAZARLAR SPOR
 
 
 
 

NÜKLEER GÜZELLEMEYE TEPKİ: “UCUZ ŞOVLARDAN VAZGEÇİN!”


Mersin’den bir heyeti Rusya’ya götürerek, balık avı yarışmasıyla nükleer güzelleme yapılmasına Mersin’den tepki geldi. Mersinliler, “Ucuz şovlardan vazgeçin!” çağrısı yaptı.





SONER AYDIN

Mersin Nükleer Karşıtı Platform (NKP.) Akkuyu'ya nükleer santral yapan şirketin, nükleeri şirin göstermek amacıyla Leningrad NGS’nin bulunduğu Finlandiya Körfezi’nde Rosatom Uluslararası Balıkçılık Turnuvası düzenleyerek nükleer güzelleme yapmasına tepki gösterdi.

Mersin Gazeteciler Cemiyeti’nde (MGC) basın toplantısı düzenleyen NKP bileşenlerine; CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen ile Mersin Barosu Başkanı Bilgin Yeşilboğaz da destek verdi.

 

“MERSİN HALKININ NÜKLEER KARŞITLIĞINI BİR TÜRLÜ İSTEDİKLERİ YÖNE ÇEVİRMEYİ BAŞARAMADILAR”

NKP adına açıklama yapan Dönem Sözcüsü Emre Üresin, Rusya Federasyonu’nun, nükleer enerji işbirliği içinde olduğu Türkiye, Macaristan, Bangladeş, Mısır ve Hindistan’dan gelen balıkçıların katılımı ile Leningrad NGS’de yapılan etkinliği eleştirdi.

Yarışmaya Mersin’in Gülnar ilçesinden de katılanlar olduğunu aktaran Üresin, “Önceleri, o kadar para harcamalarına rağmen Mersin halkının nükleer karşıtlığını bir türlü istedikleri yöne çevirmeyi başaramayan şirketin çaresizlik içinde nükleer santralleri masum gibi göstermeyi amaçlayan bu ucuz ve vasat şova mecbur kalışını biraz da eğlenerek izlemiş, haberleri dikkate bile almayarak açıklama yapma gereği duymamıştık. Ancak bu birinci geleneksel uluslararası vasat komedi haberlerinin ardı arkası gelmeyip, git gide bir nükleer güzelleme haline dönüşmeye başlaması üzerine kamuoyunun gerçekleri bilme hakkına saygımızdan bir açıklama yapma gereği duyduk. 

 

NÜKLEER BALIK ÇEŞİTLİLİĞİNDE VE BOLLUĞUNDA GÖZLE GÖRÜLÜR AZALMAYA NENDE OLDU

Adı geçen bölgede, 1974 yılında faaliyete geçen Leningrad NGS’den sonra su eko isteminde oluşan değişiklikler nedeniyle balık çeşitliliğinde ve bolluğunda gözle görülür azalmaya neden olduğunu kanıtlayan bilimsel çalışmalar vardır. 1978-1981 yılları arasında Koporskaya Körfezi'nde yapılan bir çalışmada alg ve fito planktonların (deniz yosunlarının) sayısındaki artışın suyun oksijeninde azalmaya yol açtığı ve pH değerinde artışa neden olduğu tespit edilmiştir. Bu durum balık çeşitliliğinde ve bolluğundaki azalmanın nedeni olarak gösterilmiştir.

 

“BAKIN BALIK VAR’ DERKEN, YOK OLAN TÜRLERİ DE ANLATTILAR MI?”

Balık tutma yarışması düzenleyenler ‘bakın balık var’ derken, yok olan türleri de anlattılar mı? Yarışmanın düzenlendiği bölge Baltık Denizi’nde, haberde geçen şekliyle Finlandiya Körfezi olan Leningrad NGS, dünyanın en kirli denizi.

Kirliliğin sebepleri arasında Rusya yönetiminin 90’lı yıllarda kimyasal ve nükleer atıklarını denize dökme iddiaları da var. Baltık Denizi’ni kurtarmak adına baltık ülkeleri liderler düzeyinde bir zirve toplamak ve HELCOM ismiyle uluslararası bir örgüt kurmak zorunda kaldılar.  İsveç Malmö ve Danimarka Ahus Üniversitelerin yaptığı araştırmalarda da Baltık Denizi’nin balıklarının sperm üretimine zarar verdiği, prostat kanserine yakalanma riskini arttırdığı ve son 35 yılda prostat kanserine yakalananların sayısının iki kat arttığı da saptanmıştır. Baltıklı balıkçılarda görülen sperm üretiminde ki bozukluk bu araştırma sayesinde aydınlatılmıştır. Araştırma sonucunda özellikle hamile ve bebek emziren kadınlarla, baba olmak isteyen erkeklerin Baltık Denizi’nden çıkan balıkları tüketmemeleri tavsiye edilmiştir.

“NÜKLEER KANSER EDİYOR”

‘Bölgede kanser vakalarında artış olmamıştır’ denilerek geçiştirilen durum, söylediklerinin aksinedir. Radyasyonun sağlık üzerinde ki son derece ciddi olumsuz etkilerini kamuoyundan gizleyerek, insanları yanıltmayı hedeflemektedir.

Almanya’da nükleer santrallerin 5 kilometre çapında içerisinde özellikle 5 yaş altındaki çocuklarda kanser oranlarında yüzde 60, lösemide yüzde 117 artış olduğu saptanan lösemi sıklığının tüm Almanya’da ki sıklıktan fazla olduğunu gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Bilinmelidir ki; gözlemlenemez ve denetlenemez riskler barındıran iyonize radyasyonun kanser yapıcı özelliğine ek olarak, genler ve kromozomlar üzerine etkileri hücre düzeyinde toksik etkileri, anne karnında ki bebekler üzerine etkileri kanser dışı yaşam süresini kısaltan etkileri, akut radyasyon sendromuna yol açma ve ruh sağlığı üzerine etkileri vardır. Geçtiğimiz günlerde Almanya Radyasyondan Koruma Dairesi, yaşanabilecek olası bir nükleer faciaya karşı 189,5 milyon iyot tableti stokladıklarını açıkladı. Açıklamada daha önceleri herhangi bir nükleer santralin 20 km çevresinde yaşayanlar için saklanan iyot tabletleri, hazırlanan yeni rapora göre artık 100 km çevrede yaşayan herkes ve Almanya’nın tamamında ki çocuklar ve hamile kadınlar için de hazır tutulacağı kararı alındığı belirtilmekteydi.

 

“SORUMSUZ BİR ZİHNİYETLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

Bu karar durumun ne kadar ciddiye alınması gerektiğini bizlere bir kere daha gösterirken Akkuyu’da nükleer santral yapmaya çalışan şirketin yaptığı gayri ciddi uygulamalar ne denli sorumsuz bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir.  Üzerinde düşünmemiz gereken diğer ciddi mesele hava sıcaklığı konusudur.  Basında gördüğümüz balık turnuvası haberine göre, yetkili kişi şirinlik olsun diye bölgede görülen en önemli hastalığın soğuk havadan dolayı görülen soğuk algınlığı vakaları olduğunu açıklamış. Oysa bizim de yıllardır önemle vurguladığımız durum bölgemizdeki havanın ve deniz suyunun aşırı sıcaklığıdır. İşte nükleer santralin yapılmamasını gerektiren en büyük unsurlardan biri de budur.  Daha içinde bulunduğumuz 2019 yazında Fransa ve Almanya'da aşırı sıcak havalardan dolayı nükleer santrallerin çalışmaları durduruldu. Akkuyu bölgesinde yaz aylarında havanın ve deniz suyu sıcaklığının yüksekliği hepimizin malumuyken üstelik küresel Isınma sonucu daha neyi ne şiddette yaşayacağımız tahmin dahi edilemiyorken Akkuyu’da kurulması planlanan nükleer santralin soğutma suyu ihtiyacının nasıl büyük bir sorun olduğu açıkça gözler önündedir” diye konuştu.

 

BÖLGEDE YAPILACAK TURİZM DAHA ÇOK KAZANDIRIR

Yarışma ile ilgili yayınlanan haberlerde Sosnovy Bor adlı yerleşim biriminin nükleer santral ile hayat bulduğu ve kentte yaşayan her iki kişiden birinin geçimini nükleer santralden sağladığı belirtilerek, dağıtılan mavi boncuğa kanmadıklarını belirten Üresin, “Akkuyu Nükleer A.Ş. yaptığı açıklamada; tesisin işletme döneminde 2 bin kişilik bir istihdam sağlayacağını belirtiyor. İki ülke arasında yapılan antlaşma gereğince teknoloji transferini önlemek için çalışacak tüm uzmanlar Rosatom tarafından getirilecek, Rus personellerden oluşacak. Rosatom hangi malzemelerin nerden alınacağına kendisi karar verecek ve tüm teknolojik ekipmanlar Rusya’dan getirilecek.

Biz diyoruz ki aynı bölgede yapılacak 2-3 otel ve turistik tesis çok daha fazla istihdam ve aynı zamanda döviz girdisi yaratacak bölge ekonomisine çok daha büyük katkı verecektir. Üstelikte hiç kimse radyasyonun zararlarına maruz kalmayacaktır.  Sonuç olarak, bizim çabalarımız Akdeniz yani bizim denizimiz de Leningrad NGS’nin soğutma suyu deşarj ettiği bu denize dönmesin diyedir. Bizler ve gelecek nesillerimiz radyasyonun yaratacağı risklere maruz kalmasın diyedir. Artık bu tarz ucuz şovlarla bizim aklımızla alay etmekten vazgeçsinler. Bizim halkımızı kandırmalarına izin vermeyeceğimizi de bilsinler. Bahsi geçen turnuvaya katılan bizim balıkçı arkadaşların tuttukları balıkları yemediklerini dileyerek bir kez daha Dünya'daki tüm nükleer santrallerin kapatılması, ülkemizdeki projelerin iptal edilmesi gerekliliğini hatırlatıyoruz. Çünkü sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı en önemli insan hakkıdır. 

 

“NÜKLEERİ ŞİRİN GÖSTERMEK İÇİN İŞİ ARTIK SOYTARILIĞA KADAR GETİRDİLER”

CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen de, “Nükleeri şirin göstermek için işi artık soytarılığa kadar getirdiler. Algı operasyonuyla destek bulmaya çalışıyorlar. Türkiye’de kendisini yerli ve milli ilan eden hükümet, nükleer santralin yapılacağı bölgenin arazisini ve yollarını 60 yıllığına Ruslara veriyor. Yani yüz yıldır Akdeniz’e inmek isteyen Ruslara, Akdeniz’de bir üs hediye ediyor adeta. Bizim milli menfaatimiz siyaset ve her şeyin üzerindedir. Gelin bu işi yeniden konuşalım. Bu nükleer santral ne teknolojik olarak bir katkı sağlayacaktır ne de ekonomik olarak katkı sağlayacaktır. Aksine doğamızı ve tarım alanlarımız yok edecek. Turizmimize darbe vuracak. Bölge halkına maddi olarak hiçbir katkı sunmayacak. Yani bu nükleer santral ne yerli olacak ne de milli. Sadece Ruslar için Akdeniz’de bir nükleer üs olacak. Bölge halkına da şunu söylemek istiyorum; bir otelde 300 ile 500 kişi istihdam edilebilir. O bölgeye 4 otel yapıldığın da zaten nükleer santral kadar istihdam sağlanmış olur. Lütfen istihdam yalanlarına kanmayın. Türk Milleti necip ve akıllı bir millettir. Türk milleti bu ucuz balık yarışmalarına aldanmaz. Zaten siyaseten de Türkiye başka bir yola giriyor. Yakında erken seçim olacak ve AK Parti hükümeti de gidecek. Türkiye’nin başka bir ülkeye verecek ne çakıl taşı var ne de tek bir Türk lirası var. Mersinlilere bu konuda güveniyorum ve şunu söylüyorum; Nükleer Santral yapılmayacak, yapılsa bile işlemeyecek ve işletilmeyecek” dedi.

 

“İÇİ ÇÜRÜMÜŞ BİR ELMA ŞEKERİNİ BURADA HALKIMIZA YUTTURMAYA ÇALIŞIYORLAR”

Mersin Barosu Başkanı Bilgin Yeşilboğaz ise “Maalesef yine bir basın açıklaması yapmak durumunda kalıyoruz.  İçi çürümüş bir elma şekerini burada halkımıza yutturmaya çalışıyorlar ancak biz çevre mücadelesini verenler bunu hiçbir zaman yemedik ve yemeyeceğiz. Bunu yapmalarının çok basit bir nedeni var. Daha bir kaç ay evvel basına çıkan ve içeriden dışarıya aktarılan sistemin kurulmasındaki aksaklıklar daha şimdiden gün yüzüne çıktı. Nükleer santral kurulmadan önce eğer bu kadar büyük bir sıkıntı ve çatlak varsa bunu örtbas etmek, bunu halkı gözünden kaçırmak adına yapılan bu tür etkinlikler toplum tarafından kabul edilmeyecek.       Bu iş ekonomik de olmayacak. Ekonomisi hiçbir zaman Türk halkına ve bölge halkına yansımayacak. İstihdam projesi her zaman sunuluyor ama bunun hiçbir gerçekliği yoktur. Temiz çevrede yaşama hepimizin son derece talep ettiği en büyük arzumuzdur. Umarım bunu bütün bölge halkı olarak mücadelemizi ortaklaştırır, üstesinden gelebiliriz. Rusya’nın burada yapmaya çalıştığı tek şey bizim ülkemizde bir nükleer üs kurmak ve bundan yararlanmak olacaktır. Buna hiçbir zaman müsaade etmeyeceğiz. Bu mücadelemiz nükleer santral durdurulana kadar elbette ki sonsuza dek devam edecektir” şeklinde konuştu.

   

Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!


  HABERCİ GAZETESİ
 

  HABER ARAMA
 
  

  HABERCİ SPOR
 


  BİK İLANLAR
 


  SOSYAL MEDYA
 

  NÖBETÇİ ECZANELER
 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2019 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA