SİYASET EKONOMİ SAĞLIK EĞİTİM YAZARLAR SPOR
 
 
 
 

“İSTEDİKLERİ GİBİ AT OYNATIYORLAR!”


Bilim ve Aydınlanma Akademisi’nin Akkuyu Nükleer Santralı hakkındaki raporu yayımlandı: “Atılan her adıma ve yapılan her yeni düzenlemeye sermayenin istediği gibi at oynatabildiği, kuralsız ve göstermelik denetleme mekanizmaları ile bezenmiş bir düzen kurguladığını bilerek yaklaşmak gerekir.”





Haber Merkezi

Bilim ve Aydınlanma Akademisi (BAA) Kolektif Yaşamı Kurgulama Bilim Alanı Enerji Komisyonu tarafından hazırlanan rapor, “Türkiye'nin Nükleer Enerji Macerası ve Akkuyu Nükleer Santrali: Bilinenler ve Bilinmeyenler” başlığını taşıyor. Raporda Türkiye’nin nükleer enerji üretmeye dönük girişimlerinin tarihçesi ve Akkuyu Nükleer Santralinin inşasına karar verme süreci anlatılıyor. Uluslararası yükümlülükler çerçevesinde bir nükleer santralden doğacak güvenlik sorunu tartışılıyor ve Fukuşima Nükleer santralinde yaşanan kazada özel sektörün kârlarını korumak için önlem almaması ve ihmallerin sonucu felaketin nasıl geldiği örnekleniyor. Rapor serbest piyasa zemininde Rus şirketler tarafından işletilecek santralin ne gibi sorunlara yol açabileceğini tartışmaya açıyor. Santralin işletilmesi sonucunda ortaya çıkacak nükleer atık sorunu masaya yatırılıyor.

“AKKUYU KURALSIZ İLERLİYOR”

Raporda Akkuyu ile ilgili sürece ilişkin şu görüş öne çıkıyor; “Nükleer enerji programı olan tüm ülkelerde bu alanı düzenleyecek ve yer belirleme aşamasından söküm aşamasına kadar tüm süreci denetim altında tutacak ‘sözde’ bağımsız düzenleyici kurumlar bulunmaktadır. Buna örnek olarak Rusya Federasyonu’nda Rostekhnadzor, Japonya’da NRA, Fransa’da ASN, Amerika Birleşik Devletleri’nde NRC sayılabilir. Türkiye’de bu görev Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişin ardından yapılan son düzenlemelere kadar Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) tarafından ulusal mevzuat ve UAEA tavsiyeleri çerçevesinde yürütülmüştür. Ancak 9 Temmuz 2017’de mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 702 sayılı ‘Nükleer Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ ile Nükleer Düzenleme Kurumu (NDK) ve Nükleer Teknik Anonim Şirketi (NÜTED) kurulmuş ve TAEK’in kimi görevleri bu kurumlara devredilmiştir. Yeni dönemde bu kurumların nasıl çalışacağı hâlâ belirsizliğini korumaktadır. Halihazırda inşaatı sürmekte olan Akkuyu Nükleer Santral Projesi AKP iktidarının tüm ‘mega’ projeleri gibi kuralsız ve denetimden azade bir şekilde ilerliyor.

AKKUYU’DA YOLUNDA GİTMEYEN NE?

Akkuyu Nükleer Santral Projesi iktidar tarafından her fırsatta siyasi rant elde etmek amacıyla kullanılmaktadır. Örneğin Aralık 2014’te santralin ÇED raporu hakkında tam da Rusya Federasyonu Vladimir Putin’in geleceği gün olumlu karar alınmış, dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce kendisine konu ile ilgili soru sorulunca kararı savunmuştur. Benzer şekilde santralin temeli büyük bir siyasi törenle Nisan 2018’de yine Putin’in ziyaretine denk gelecek şekilde atılmış, Haziran seçimleri öncesinde bir propaganda aracı olarak kullanılmıştır. Projenin siyasi rantının yüksek olması nedeniyle proje üzerinde sürekli bir basınç oluşmaktadır. Santralin işletmeye alınma tarihinin sürekli olarak 2023 yılı olarak dillendirilmesi bu basıncın kanıtı olarak görülebilir. Siyasi baskı sonucu ‘hızlandırılan’ projelerin sonrasında felaketlere yol açabildiğinin örnekleri tüm dünyada yaygındır. Türkiye’de Pamukova Tren Kazası benzer bir baskının sonucudur. Ankara-İstanbul arasındaki tren hattında yetersiz altyapıya rağmen alelacele başlatılan hızlı tren uygulaması sonucunda onlarca yurttaş yaşamını yitirmiştir. Benzer bir senaryo nükleer santral için düşünüldüğünde daha büyük felaketlere yol açabileceği açıktır. Diğer yandan düzenleyici kurum olan TAEK’in bağımsızlığı ve gücü oldukça tartışmalıdır. Rusya Federasyonu ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki uçak krizinde her fırsatta siyasetçilere Akkuyu Nükleer Santrali’nin sorulması bu ve benzeri projelerin siyasi ilişkilerde koz olarak kullanılabileceğini kanıtlamaktadır. Dolayısıyla düzenleyici kurumun Rus tarafına uygulayacağı her yaptırım siyasi kriz çıkarma potansiyeline sahip olacaktır. Denetim kurumlarının neredeyse bütünüyle siyasi iktidar tarafından kontrol edildiği günümüz Türkiyesi’nde, böylesine önemli bir projede düzenleyici kurumun bağımsız ve tarafsız kalabilmesi imkânsız görünmektedir.

“SANTRAL HİÇ BİR ZAMAN BİZE AİT OLMAYACAK”

Benzer biçimde iktidarın önemli bir siyasi argüman olarak kullandığı ‘yerli ve milli’ tanımı çerçevesinde açıklanan Milli Enerji ve Maden Politikası’na göre yerli ve yenilenebilir kaynaklardan faydalanılması hedeflenmektedir. Ancak yukarıda belirtildiği üzere santral hiçbir zaman Türk tarafına ait olmayacaktır. Benzer şekilde uluslararası anlaşma ile santralde üretilecek elektriğin kaynağı olan uranyumun temini şirketin tasarrufuna bırakılmıştır. Bu durumda yakıtın da Rusya Federasyonu’nda temin edileceği açıktır. Dolayısıyla bu açıdan bakıldığında Akkuyu Nükleer Santrali ne yerlidir ne de millidir. Santrali herhangi bir Rus santralinden ayıran tek şey Türkiye topraklarında yer almasıdır. Anlaşmada nükleer atıkların ve kullanılmış yakıtların durumu netleştirilmemiştir. Kullanılmış yakıtlarla ilgili olarak taraflarca mutabık kalınabilecek ayrı bir anlaşma ile Rus menşeli kullanılmış nükleer yakıtın, Rusya Federasyonu’nda yeniden işlenebileceği belirtilmiştir. Ancak bahsi geçen ‘anlaşma’nın akıbeti bilinmemektedir. Atıklarla ilgili olarak anlaşmada sorumluluğun şirkete ait olduğu dışında bir ibare yer almamaktadır. ÇED raporunda sahada bir atık depolama tesisinin de yer alacağı belirtildiğinden atıkların sahada depolanacağı tahmin edilmektedir. Ancak Türkiye’de şimdilik üç nükleer santral planlandığını düşünürsek, devletin merkezi bir atık yönetimi politikasına ihtiyaç duyacağı açıktır. Ancak henüz buna dair kamuoyuyla bir bilgi paylaşılmamıştır”.

“DENETLEME MEKANİZMALARI GÖSTERMELİK”

Rapor şu sonuçla tamamlanıyor: “Son olarak süratle piyasalaşan enerji alanında kuralsızlık, plansızlık ve denetimsizlik hüküm sürerken ve tüm mevzuat ve kurumlar mekanizmalar sermayenin önünü açmak üzere yeniden tasarlanırken nükleer enerji alanının bunun dışında kalması düşünülemez. Bu alanda atılan her adıma ve yapılan her yeni düzenlemeye sermayenin istediği gibi at oynatabildiği, kuralsız ve göstermelik denetleme mekanizmaları ile bezenmiş bir düzen kurguladığını bilerek yaklaşmak gerekir.”

   

Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!


  HABERCİ GAZETESİ
 


  HABER ARAMA
 
  

  HABERCİ SPOR
 


  BİK İLANLAR
 


  SOSYAL MEDYA
 

 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz..!
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2019 Tüm hakları saklıdır..! İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz..!

URA MEDYA